Salı, Aralık 27, 2011

Serserilik "ayar"larımla oynama!


Bizim ülkemizde kahraman olmak o kadar kolay ki, birileri sırtını sıvazlayıp "sen aslansın, sen kaplansın" dese Viyana'yı tekrar kuşatacak insanlar var içimizde.

3 Temmuz'dan bu yana  birçok kahramanı tanıdık. Mehmet Baransu olsun, Ekrem Açıkel olsun hepsi Fenerbahçe düşmanı olarak ortaya çıktı. Ama bir isim vardı ki "içimizdeki İrlandalı" oldu. Aslında hiçbir zaman içimize girmedi ama birileri Lube Ayar isminin neyine kanarak ona bu kadar sahip çıktı bilemiyorum... Hoş Fenerbahçe taraftarının en hassas olduğu dönemde insanların duygusal zaaflarını iyi kullandı Lube Ayar. Kanal kanal dolaşarak F.Bahçe'nin hakkını koruyormuş gibi yapıp aslında kendi reklamını pazarladı herkese. İyi hatırlayın o tarihlerde, televizyona ne zaman çıksa bir dönem kendisinin haberini yaptığı Kelebek operasyonundan bahsetti. Sürekli olarak. Cümlelerinin arasında bir iki Fenerbahçe, bir iki Aziz Yıldırım sıkıştırdı sonra yine devam etti kendi reklamına.

Bugün geldiğimiz noktada Lube Ayar bazı F.Bahçeliler'in "Halide Edip Adıvar'ı" olmuş. Ben demiyorum bazı F.Bahçeliler ona öyle hitap ediyor. Ve bugün o Halide Edip Adıvar'ımız dedikleri insan F.Bahçe taraftarına televizyonlarda serseri diye hitap ediyor. Hedeflediği kitle "Genç Fenerbahçeliler". Serseri kelimesini onlara hitaben kullandığını bu camiayı bilen herkes anlar. Program sonrası twitter'dan "o anlamda demek istemedim"  demiş...

Ben de şimdi sana sonradan pişman olmak istediğim şeyler söylemek istiyorum. Benim yıllarca tribünde omuz verdiğim insanlara "serseri" diyen kendini bilmeze çok şey söylemek istiyorum. Ama dilim varmıyor. GFB'nin hatalarını, yanlışlarını belki onların içinden biri olarak en çok ben söylemişimdir, ben irdelemişimdir. GFB'den kimse zaten mükemmel bir grup olduklarını iddia etmiyor. Kim kusursuz bana söyleyin? Kimin hatası yok? Eğer insanlar hataları yüzünden bazı sıfatlarla karşı karşıya kalacaksa herkes önce kendi hatalarına baksın, yoksa biri çıkar size bir gün çok daha ağır bir laf söyler, altından kalkamazsınız.

Ben yıllarca bu grupta insanlarla Fenerbahçe'nin peşinden koştum. Sabahlara kadar uyumadığımız, 20 saatlik deplasman yolculuklarımız oldu. Bunların hiçbirisini serserilik için yapmadık. Evet, çok yanlışlar, F.Bahçeli'ye yakışmayacak tavır sergileyenler de oldu GFB içerisinde, ama sen kimsin ki bu İNSANLARA serseri deme hakkını kendinde buluyorsun?

Sen kimsin ve necisin? İşin ilginci GFB'yi "Aziz Yıldırım" diye tezahurat yapmadı diye suçlayanlar yine aynı Aziz Yıldırım'ın "dangalak" dediği Lube Ayar'ı da savunuyor. Bence siz önce kimi savunacağınızı öğrenin.

Benim önceliğim her zaman Fenerbahçe'dir. Ama bu Lube Ayar sıfatsızının yaptığı Fenerbahçeli olmaktan öte bir mevzu oldu. Geçtim F.Bahçeli olmayı, hiçbir insanın bir başka insana "serseri" demeye hakkı yoktur.

Dilediği özürü de kendisine iade ediyorum. Sürecin en başından beri karşıydım bu kadına, şimdi bin kat daha da karşıyım. Ve sırf bu kadın yüzünden bana laf edecek biri varsa benimle selamı sabahı kessin. Sakın bana gelip bu kadını korumayın.

"DANGALAK DANGALAK KONUŞUYOR" (Aziz Yıldırım'dan alıntıdır...)

Pazartesi, Aralık 26, 2011

Göster kendini Bolvadinli!

Daha resmi olarak açıklanmasa da zaten çok önceden Fenerbahçe ve Eskişehirspor'un anlaştığı biliniyordu Alper Potuk için... Şimdi iş sadece imzaya kaldı.

İlk kez 2008-09 sezonunda Eskişehirspor formasıyla Süper Lig'de top oynayan Alper Potuk o zamanlar 17 yaşındaydı. O sezon sadece 1 lig maçına çıkan Alper, bu sayıyı bir sonraki sezon 16 maça çıkardı. Savunma özelliğinden çok pas trafiğinde Eskişehirspor'un en önemli ismi diyebiliriz. Takım atağa çıkarken ki hızı Aykut Kocaman'ın en çok tercih ettiği yönü olduğunu düşünüyorum. Çünkü Kocaman'ın sürekli söylediği şey atağa daha hızlı çıkabilmek! Emre ile bunu yapabiliyorduk ama Cristian ve Selçuk'la asla başaramıyorduk. Topu ayağında ezmiyor. Bu özellikleri sayınca Selçuk Şahin aklınıza geldi biliyorum. Kısacası Selçuk'tan yıllardır yapmasını beklediğimiz ama bir türlü yapamadığı her özellik bu çocukta var.

Alper asıl çıkışını geçen sezon Süper Lig'de 24 maçta forma giyerek yaptı aslında. 2010-11 sezonunda 3 asist yapan Alper'in 533 de isabetli pası var. Bu yıla gelecek olursak ligin ilk yarısında oynanan 17 maçta da ilk 11'de forma giydi ve 1 gol, 1 de asist yaptı. Daha şimdiden bu sezon yaptığı 440 isabetli pas oranıyla her geçen sezon kendisini ne kadar geliştirdiğini söyleyebiliriz.

Appiah gittiğinden beri ön libero sıkıntısı yaşadığımız aşikar. Emre gelince o sorunu aştık ancak bu sefer Emre'nin yanına partner bulamadık. Cristian ilk geldiği sene beklenilenin tam aksine bir performans sergiledi. Bu sezon başına çıkış yakaladı ancak sürekliliğini sağlayamadı. Selçuk Şahin Konfederasyon Kupası'ndan sonra sakatlanmasının ardından bir daha düzelmemek üzere ayrıldı zaten. Bir daha futbol oynayamayabilir denilen adamın elinden de bu kadar geliyor, ona da hak vermek lazım!

Şimdi Alper'in gelişi ön libero mevkiisindeki ölü toprağını üzerimizden atmamıza yardımcı olacak. Daha 20 yaşında ve her geçen gün üzeirne katan bir futbolcu görünümünde. İstanbul onu nasıl etkiler, değişir mi bunu zaman gösterir.

5 milyon euro belki Haziran 2012'de sözleşmesi bitecek bir futbolcu için çok gözükebilir, ancak şöyle geçmişe bir göz atıyorum da böylesine parlayan bir çocuğa çok değil be...

Emre Belözoğlu'nu idolü olarak görmesi ve onunla beraber oynayacak olması da ayrı bir avantaj... Hadi bakalım Bolvadinli, göster kendini...

Cumartesi, Aralık 24, 2011

Rıdvan Dilmen G.Saraylı'ymış


O her fırsatta Rıdvan Dilmen'in G.Saray'a gitmek istiyorum açıklamasını kullanan bazı mahlukatlar var ya, alsınlar şimdi bu Fatih Terim'in demeciyle ilgili de konuşsunlar... Hadi evladım...

Cuma, Aralık 23, 2011

İzin verin, G.Saray şampiyon olacak

Fatih Terim'in G.Saray'da göreve gelmesiyle yapılacak haberlerin de törpülenerek yayınlayanacağını herkes tahmin etmiştir. Ancak gazetecilerin bu kadar Terim etkisinde kalması olacak iş değil.

Terim'in gazabından korkan kalemler gördüklerini bile yazamayacak hale gelmişler. Aziz Yıldırım'ın medyayı tehdit ettiği iddiasıyla salyalarını akıtanlar Fatih Terim'in aynı özelliği ile övünmeyi kendilerine borç sayarlar. Bu ne yaman çelişki anne?

Özellikle bazı Galatasaray muhabirleri haber kopartabilmek için Terim'in bir taraflarını naısl yalıyor belli değil. "Terim'in müthiş planı" , "Terim'in harika planı" , "Terim'den inanılmaz plan" Ne planmış arkadaş. İsmail Türüt bu kadar planı görse gözleri dolar. Pohpohlamanın, abartının ardı arkası kesilmiyor.

G.Saray iyi mücadele ediyor olabilir, zaten buradaki konumuz onların nasıl top oynayıp oynamadığı ile ilgili değil. Bu uyarıyı yaparak yanlış anlaşılmaların önüne geçelim. Yazının amacı bazı gazetecilerin Fatih Terim yalakalığına bürünerek nasıl insanların gözüne perde çektiğini göstermek.

Aykut Kocaman geçen sezon devre arasında basın toplantısı düzenledi. Elindeki haklı belgelerle hakemlerin yaptığı haksızlıklara değindi. Sonrasında Aykut Kocaman'a edilmedik laf bırakmadı insanlar.

Peki Fatih Terim ne yaptı? 8. hafta Türk Telekom Arena Stadı'nda oynanan Gaziantepspor maçından sonra ne dedi? Evet o maçın hakemi Abdullah Yılmaz inanılmaz kötü bir maç yönetti. G.Saray'a iki tane tarışmalı kırmızı kart gösterdi. Ancak sarı kırmızılılara iki tane de net kırmızı vermedi!

G.Antepspor'un o maçta sergilediği müthiş futbol gölgede kaldı. Herkes maç sonrası Ali Dürüst ve Fatih Terim'in yaptığı açıklamalara yoğunlaştı. Önce Ali Dürüst "Bizi kaosa çekmek istiyorlar. Hakemler başkanlarından talimat alıyor" dedi, ardından Fatih Terim "İzin verirlerse önümüzdeki haftadan sonra kazanacağız" dedi.

Ve G.Antepspor maçından sonra G.Saray ligde hiç maç kaybetmedi. Anlaşılan Terim'in imalı sözleri yerine ulaşmış. Birileri G.Saray'ın maç kazanmasına izin vermiş! Ali Dürüst'ün bütün korkuları son buldu, G.Saray artık kaosa çekilmiyor! Trabzonspor ve Manisaspor maçlarında olmayan faulden bulduğunuz goller için nasıl olsa size kimse hesap sormuyor. Hayat güzel be...

Aykut Kocaman konuşunca birilerine talimat gitmiş, hakemler baskı altında bırakılmış olur. Ancak Fatih Terim hazretleri konuşunca sadece takımın hakkını korumuş olur değil mi? Büyük imparator... Çakma Mourinho...

Tüm bunları gören gözlerine rağmen kör olan, duyan kulaklarına rağmen sağır olan herkese yazıklar olsun.

NOT: Bu arada, G.Antepspor o maçtan sonra oynadığı 9 maçtan sadece 1 galibiyet çıkarabildi.

Pazartesi, Aralık 19, 2011

İstedikleri bir göz, TFF vermiş iki göz!




Trabzonspor karşısında aldığımız galibiyetin ardından "İşte şampiyon" , "Bu da mı şike?" gibi muhabbetlere girmeyeceğim. Nedeni çok basit, Trabzonspor tarih boyunca Fenerbahçe'nin rakibi olmamıştır, olamaz da... He pardon 1996'da bir ara olmaya kalktılar Aykut Kocaman cevabını verdi.

3 Temmuz'dan bu yana yaşanan süreçte... Tamam tamam kullanmayacağım o klişeyi. Çok iyi oynamadık belki ama maçın hakimiydik. Aykut Kocaman'ın maç sonu dediği şey çok önemli. Bazı maçlarda kazanmaktan öte oynanan futbol hepimiz için çok önemlidir. Ancak bu karşılaşmadan galip gelmek, güzel futbol oynamaya oranla daha ağır basan taraftı. Trabzonspor geçen sezon yakaladığı başarıyı sürdürecek bir kadro oluşturamadı sezon başında, malum Fenerbahçe'de bilinen olaylar nedeniyle önemli oyuncularını elinden çıkarmak zorunda kaldı.

Geçen sezonun şampiyonluk yarışı veren iki takım da sanki hiç öyle bir maratona girmemiş gibiler. Ama bu durumdan şikayet edecek bir takım varsa o da Fenerbahçe'dir. Hiç hesap edilmeyen durumlar sonrasında bugünlere sürüklenen bir kulüp ile istediği 1 göz TFF'nin verdiği 2 göz olan Trabzonspor'un durumu aynı başlıkta değerlendirilemez.

Trabzonsporlu yöneticiler, sporcular hala çıkıp bir şeylerden şikayet ediyorsa eğer, adama "yuh" derler. Şampiyonlar Ligi'nde oynadıkları için şikayet eden kulübü ilk kez görüyorum. Sezon başında saçma sapan transfer politikalarıyla takımını kuvvetlendirmeyi beceremeyenler en ufak hatada topu başkalarına atıyor.

Merak ediyorum bu adamlar ağlıyorsa biz ne yapalım?

Cumartesi, Aralık 17, 2011

Arjantin Clasura 2012!


Arjantin Clasura'da yer alan tüm takımların bölge bölge ayrılmış halleri ve hepsiyle ilgili bilgilerin mevcut olduğu bir görsel... İşinize yararsa üstüne tıklayıp büyütebilirsiniz...

Perşembe, Aralık 15, 2011

Kaybeden Torres oldu...

Fernando Torres'in Liverpool'daki ilk 25 maçında gösterdiği performans ile Chelsea'deki ilk 25 maçının analizini yapmış abilerimiz... Ortaya çıkan tablo hakkında yorum yapmaya gerek olmadığını düşünüyorum...

Kaybeden Torres oldu...


Cumartesi, Aralık 10, 2011

Biz daha statlarda yakamazken...

Görüntüler Wisla-Spartak Kadın Basketbol maçından... Wisla kazanıyor ve maç sonu salonda meşaleler yanıyor, biz halen statlarda bile yakamazken...






Perşembe, Aralık 08, 2011

6222 yeniden düzenlenmesin...

Bu fotoğrafa Türkiye'de 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası veriliyor. Bu yüzden bu saçma sapan yasayı düzenlemeyin, YOK EDİN!

Fotoğraf Kıbrıs'tan... Apollon Limassol - AEL Limassol maçı

İlk kez korktuk ve kaybettik!



Dün Türk Telekom Arena'da gördüğümüz manzara Sivasspor maçından bu yana oynanandan farklı değildi. Sivas deplasmanıyla başlayan düşüşün ardından takım bir türlü toparlanamadı. Belki galibiyetler alındı ama oynanan futbol kimseyi tatmin etmedi.

Fenerbahçeliler'in çoğu (ben dahil) maçtan önce "yine kazanırız" diyordu ama içinden gelen "bu kez yenilicez galiba" düşüncesine engel olamıyordu. Sebebi çok açık, Mehmet Topuz'un sakat olduğu, Emre, Gökhan, Alex ve Semih gibi kilit isimlerin haftalardır ortalarda olmadığı bir görüntü var. Üstüne Niang'ın yerine gelen Bienvenu bir türlü dikiş tutturamadı. Ve hücumda bu sezon son yılların en kötü performansını ortaya koyan Fenerbahçe'nin, yenilenen G.Saray karşısında zorlanacağı çok belliydi. Bunun üzerine Aykut Kocaman'ın sahaya "korkak kadro" sürmesi tuz biber oldu.


Savunmada "elde patlayan" Bilica ilk 11'de başlarken Serdar Kesimal haftalardır antrenman topçusu görevinde. Son durumu nedir, ne değildir tabii ki Aykut Kocaman kadar iyi bilemeyiz. Ancak sakatlıktan çıktıktan sonra sadece bir idman yaptırıp Mehmet Topuz'u Beşiktaş derbisinde oynatmayı göze alabiliyorsa Bilica'nın da başımıza neler getirebileceğini düşünüp Serdar'ı oynatmalıydı. İlk 15 dakika Bilica'nın bu maçta neler yapabileceğini göstermişti. Ama Kocaman belki de risk hatasının üstüne giderek Bilica'yı oyunda tuttu ve bu da takımın sonu oldu.

Yediğimiz tüm gollerde Bilica'nın birinci dereceden hatası var. Böyle bir futbolcunun halen takımımızda olması ne Aykut Kocaman'ın ne de yönetimin suçudur. Bu şartları onlar oluşturmadı ancak bu Galatasaray derbisine çıkılan ilk 11'i savunmaya yetmiyor. İkinci yarıda Semih ve Stoch değişikliği ile aradaki farkı çok net gördük. Kocaman bariz bir şekilde G.Saray karşısına korkak bir kadro ile çıkmıştır. Kariyerinin belki de en prestijli maçını oynayan Bienvenu'yu ilk 11'de başlatıp Semih'in tecrübesini yedek bırakmak kabul edilebilir bir şey değil. Üstelik Bienvenu forvet bile oynamadı.


Bu kadar eksik ve bu kadar formsuz bir Fenerbahçe'nin, hırslı ve galibiyete odaklanmış Galatasaray karşısında sahadan 3-1'lik yenilgiyle ayrılması bile kabul edilebilir bir durum. Nihayetinde bu bir derbi ve her ne kadar Fenerbahçe yıllardır büyük maçlara ambargo koysa da ne olacağını önceden kimse bilemez.

Galatasaray maçı sonucunda açıkça gördük ki, bu takıma devre arasında bir stoper ve bir de forvet lazım... ACİLEN! Ancak öncelikle Özer ve Bilica'yı gönderin!

Aykut Kocaman mı? O hala bizim için efsane...
Aynı Rıdvan Dilmen gibi!..

Cuma, Aralık 02, 2011

40 yıllık tribünsel sevda...


İtalya'nın köklü tribün gruplarından Brigate Gialloblu, 40. yılını kutluyor.

Geçmişten günümüze Brigate Gialloblu...