Pazar, Ekim 30, 2011

Sancak'ta da atıyor, F.Bahçe'nin kalbi!


 
Sırbistan Süper Ligi'nde mücadele eden tek Müslüman takım olan FK Novi Pazar'ın taraftar grubu Torcida 1989 Sandzak, kendi sahasında oynadığı karşılaşmada tribünde açtığı pankartla gönülleri fethetti.

21 Eylül’de kendi evinde FK Partizan ile oynadığı ve 3-0 yenildiği Sırbistan Kupası maçında Türk bayrağı açan FK Novi Pazar'lı kardeşlerimize, sahamızda oynadığımız İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçında "Kalbimiz seninle Novi Pazar" yazılı pankart açarak Boşnak kardeşlerimize selam göndermiştik.
 
İlerleyen günlerde Novi Pazar'lı kardeşlerimizi Fenerbahçe Stadı'nda ağırlayabiliriz. Dostluğumuz daim olsun.

Bu güzel görüntüler bir kez daha gösterdi ki, Fener sevgisinin adı konamaz!
 
 

Cuma, Ekim 28, 2011

Hak verilmez alınır!


Süper Lig'in bu sezon ilk derbisi 2-2'lik beraberlikle sona erdi. Normal zamanlarda derbide yaşanan saha içi kavgaları ya da taraftarların maç öncesinde birbirleri ile yaşadıkları kavgaları dinlerdik karşılaşma sonlarında. Ancak bu kez durum hayli farklı!

Derbi öncesi İl Güvenlik Kurulu'ndan iki kulübünde altına imza attığı bir karar çıktı; 'Fenerbahçe taraftarı İnönü Stadı'na alınmayacak.'

Sabahın erken saatlerinden itibaren yılda bir kez tadılan Beşiktaş deplasmanına gidebilmek için bilgisayarlarının başına geçti Fenerbahçe taraftarı. Kimisi İstanbul dışından, kimisi Avrupa'dan bu maça gelebilmek için Biletix sayfasını açmış bekledi. Nitekim biletler satışa sunulur sunulmaz dakikalar içerisinde tüketildi. 1600 küsür sarı lacivertli yürek İnönü'de takımının yanında olacaktı. Ancak İl Güvenlik Kurulu'ndan çıkan ve neye dayanarak alındığı bilinmeyen karar sonrası aynı günün akşamı Fenerbahçe taraftarının İnönü'ye gelemeyeceği duyuruldu. Rezaletin ilk perdesinde herkes bu kararın neden alındığını sorgularken hiçbir yetkiliden akıllardaki soru işaretlerini silecek mantıklı bir açıklama gelmedi. Çünkü alınan karar zaten mantık dışı bir olaydı. Bu karar sonrası Beşiktaşlı ve Fenerbahçeli taraftarlar tek ses olup itirazlarını dile getirdiler.

Derbi sabahına uyandığımızda bir karar daha çıkarıldı ve bu kez 'Fenerbahçe taraftarı İnönü'ye gelebilir' dediler. Keyfi alınan kararlar karşısında Fenerbahçe taraftarıyla dalga geçercesine dayatılan bu uygulamalar, rezaletin 1. ve 2. perdesini oluşturuyordu. Fakat asıl rezillik maçın başlamasına dakikalar kala yaşandı!

Maç sabahı çıkarılan karar sonrası İnönü'nün yolunu tutan Fenerbahçe taraftarının karşısına bu kez polis engeli çıktı. Stada girmek için sıraya giren sarı lacivertliler biletleri olmasına rağmen tribüne alınmıyordu. Peki neden?.. Aynen Fenerbahçe taraftarının İnönü'ye gelmesini yasaklayan zihniyette olduğu gibi buna da bir cevap bulunamadı. Üstüne üstlük stada girmek için bekleyen taraftara devletimizin polisi jopları ve biber gazlarıyla saldırmaya başladı!

Stada giren az sayıda taraftarın yanında, binlerce Fenerbahçeli halen stat kapısında ellerinde biletle bekliyordu! Peki oraya biletsiz gelen veya başka maçın biletiyle gelip stada girmeye çalışan Fenerbahçe taraftarı yok muydu? Elbette vardı! Ancak bu ilk kez yaşanan bir durum değil. Yıllardır yaşanan bu sorunun kontrolünü sağlayamayan polis ve yetkililer suçluyu yine taraftar olarak göstermeye kalkıyor.

Türk milletinin güvenliğini sağlamakla görevli Türk polisi, 1600 taraftarın kontrolünü sağlayamıyor. Ve burada suçlu taraftar oluyor. Üstüne üstlük durduk yere biber gazı yiyip ve joplanıyor. Sebep? Biletini alıp maça girmek istemesi!


Nitekim sabrı taşan Fenerbahçe taraftarı bir yolunu bulup İnönü Stadı'na giriyor. Siz bu insanları kapıdan kovsanız bacadan girer. Maça yasak koysanız paraşütle santraya iner. Ve hiçbirinizin ruhu duymaz. Çünkü bu insanlar Fenerbahçe'ye sevgiden öte bir duyguyla bağlı. Taraftarın maça gelme hakkına SEBEPSİZ yere ambargo koyuyorlar. Daha sonra bir lütuf yapmış gibi "Hadi acıdık gelin" diyor ve gelen taraftarı stada almıyorlar. İnsanların en doğal haklarını ellerinden almaya kalkıyorlar. Ama bir şeyi unutuyorlar; HAK VERİLMEZ ALINIR!

Ve Fenerbahçe taraftarı kendi hakkını kendi eliyle almasını bilen bir tavırla, İnönü Stadı'na ikinci Truva operasyonunun gelişmiş şekli ile girdi. Maç başlarken "... delikanlı Fener nerdesin?" diye tezahurat yapan Beşiktaş taraftarına 'Buradayız' dercesine bir giriş...

Türk futbolunda yaşanan tüm çatlaklar, yönetici beceriksizlikleri, her daim taraftarın omuzlarına yüklenmiştir. Bu kez yapmak istedikleri ters tepti. Ve Fenerbahçe taraftarı bir kez daha derslerin en güzelini verdi.

NOT: Polisin durduk yere Fenerbahçe taraftarına saldırarak onları kışkırtması ve böyle bir yolla tribüne girmeye zorlanmasının ardından Trabzonspor maçının seyircisiz oynanmasının zemini hazırlamış oldu. Belki de ben fesatım!...

Bu yazım SuperFb.com'da yayınlanmıştır... TIKLAYIN

Perşembe, Ekim 27, 2011

Aramızda 'Kocaman' bir fark var!




Spor Toto Süper Lig'de bu sezonun ilk derbisi Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında oynanacak. Fi-Yapı İnönü Stadı'nda oynanacak mücadelenin ne kadar zorlu geçeceğini iki takımın da geride kalan 7 haftada sergilediği futboldan anlamak mümkün.


Bir tarafta yıldızlarla dolu kadrosuna rağmen istediği futbolu ortaya koyamayan ancak kadro kalitesinin avantajı ile puantoplayabilen Beşiktaş, diğer tarafta sezona şike soruşturması darbesi ile başlayan ve omuzlarında haddinden fazla yük olan Fenerbahçe var. Zirve mücadelesindeki diğer rakiplerinin puan kaybettiği bu haftada her iki takım da sahaya mutlak galibiyet parolası ile çıkacaktır. Ancak bu savaştan kim galip çıkacak? Yoksa iki takım da birer puanla mı ayrılacak? 


Derbi maçlarının sonuçlarını önceden tahmin etmek neredeyse imkansızdır. Çünkü futbolcular sahaya diğer maçlara oranla ekstra motivasyon ve hırsla çıkarlar. Geçmişte yaşadığımız birçok tecrübe bunun kanıtıdır. Büyük kulüplerimiz en kötü dönemlerinde bile derbi maçlarında sezon boyunca sergileyemedikleri performansı sahaya yansıtıp çoğu zamangalip gelmişlerdir.


Ancak bazı gerçekler var ki bunları da gözardı edemeyiz... İşte bu noktada Fenerbahçe'nin bazı gerçeklerinden bahsetmek zorundayız. Tabii ki iyi yanlarını da katarak...


GİDENLERİN YERİNİ HIRSLA DOLDURDULAR


Sarı lacivertliler hiç kuşku yok ki sezona omuzlarındaki şike soruşturmasının yüküyle başladı ve büyük bir sorumluluğun altına girdi. Geçen sezon kazandıkları şampiyonluğun alın terinden ibaret olduğunu ispatlamak için sahada varını yoğunu ortaya koyan bir Fenerbahçe gördük geride kalan 7 haftada. Sarı lacivertli ekip sezon başında Lugano, Santos, Emenike, Niang gibi önemli isimlerin kadrodan ayrılmasıyla oluşan güç kaybını, sahada sergiledikleri hırslı futbolla kapatmaya çalışıyor ve şu ana kadar da bunda başarılı oldular.


Bir süredir sakatlığı sebebiyle eldivenleri Mert Günok'a devreden Volkan Demirel, Beşiktaş maçıyla tekrar takıma dönüşyapacak. Bu Fenerbahçe'nin Beşiktaş maçındaki belki de en önemli kazancı sayılabilir. Türkiye'nin en iyi kalecisi Volkan'ın bu maçta kalede olması sarı lacivertli savunmacılar için de ayrı bir özgüven ve motivasyon sağlayacaktır.


TEK ZAYIF NOKTA SAKATLAR!


Fenerbahçe'nin derbi öncesi Beşiktaş karşısındaki en büyük handikapı önemli oyuncularının sakatlıktan yeni çıkmış ve maç eksiği olması... Savunmada Gökhan Gönül, Serdar Kesimal. Orta sahada Mehmet Topuz ve Emre Belözoğlu gibi futbolculara bu maçta çok ihtiyacı olan sarı lacivertlilerde tek sevindirici haber bu oyuncuların maç haftası takımla birlikte idmanlara katılması oldu.


Lugano'nun yerine monte edilen Bekir, Yobo ile uyumlu bir görüntü sergilese de kritik pozisyonlarda yaptığı hatalı hamlelerle Lugano'yu aratıyor. Santos'un yerine kiralık olarak takıma katılan Ziegler ise İtalya futbolunun tipik bir örneği. Savunmada başarılı bir görüntü sergileyen Reto Ziegler, hücum organizasyonlarında takıma çok fazla katkı sağladığı söylenemez. Santos'un sık sık ileri çıkışlarına ve gollerine alışan sarı lacivertliler Ziegler'de aynı özelliği göremeyince hayal kırıklığına uğrasa da, İsviçreli futbolcunun savunmadaki performansı bir nebze olsun umut veriyor. Ancak eminim ki takıma olan uyum sürecini atlattığı vakit Ziegler'in sol kanattan yapacağı bindirmelerle oluşan hayal kırıklığı da sona erecektir.


Sezona sakatlıkla giren Gökhan Gönül ise yeni yeni takımla çalışmalara başlıyor. Son haftalarda gösterdiği düşük performansın en büyük sebebi sakatlığı dolayısıyla antrenmanlara çıkamaması ve sadece maçtan maça topa değmesi.Herkes kabul eder ki Gökhan Gönül Türkiye'nin en iyi sağ bek oyuncusudur ve Beşiktaş maçında siyah beyazlıların kanat oyuncularına o kadar da kolay geçit vermeyecektir. Takıma yeni katılan Serdar Kesimal de sakatlıktan bu hafta çıktı ve antrenman eksikliği dolayısıyla bu maçta sahada olması çok düşük bir ihtimal. Bu savunma görüntüsü ile Fenerbahçe, Beşiktaş'ın formsuz hücum silahları karşısında avantajlı durumda bulunuyor. Birbirini tanıyan ve iyi bir uyum yakalayan Fenerbahçeli savunmacılar, Beşiktaş'ın kopuk forvet hattına kolay kolay geçit vermeyecektir.


MEHMET TOPUZ SEVİNCİ


Aykut Kocaman'ın prensi Mehmet Topuz, uzun süren sakatlığının ardından bu hafta takımla beraber çalışmalara başladı. Mehmet'in Beşiktaş derbisine yetişmesi için tüm sağlık ekibini seferber eden Kocaman, her ne kadar maç eksiği olsa da Mehmet Topuz gibi bir oyuncunun tecrübesinden faydalanacaktır. Dia'nın Samsunspor maçında sakatlanmasının ardından iyice çıkmaza giren Kocaman'ın tek tesellisi Mehmet Topuz'un hafta boyunca topla çalışmalara katılması oldu. Sezona flaş bir giriş yapan Caner ise Beşiktaş maçında Stoch'un yerine oynaması kuvvetle ihtimal. Slovak futbolcunun savunma eksiği karşısında zorlu Caner'in daha derli toplu görüntüsü Kocaman'ın tercihinde büyük etken olacaktır. Siyahbeyazlıların Simao, Quaresma gibi etkili kanat oyuncularına geriye dönmete zorluk çeken Stoch'un yerine Caner ilk 11'de kendisine yer bulacaktır. Ön liberoda ise Cristian ve Emre Kocaman'ın vazgeçilmez ikilisi olmuş durumda. Yükselen performansı ile başarılı hocanın gözüne girmeyi başaran Cristian, Selçuk'un yokluğunda Emre'nin partneri olacaktır.


FORVETLER SUSKUN


Forvette ise Fenerbahçe Niang'ı arar durumda. Kaptan Alex de Souza her zamanki gibi üzerine düşeni yapsada, Semih ve Bienvenu ikilisi bir türlü kendilerinden beklenilen performansı sergileyemedi. Beşiktaş maçında "Semih mi, Bienvenu mu?" sorusunun cevabı yeni transfer Bienvenu olacaktır. Semih'in sezon başından beri golle tanışamamış olmasının yanında oynadığı futbol ışık vermiyor. Nöbetçi golcü İnönü'deki derbide takımın yine sonradan oyuna giren umudu olacaktır. Bienvenu ise takıma yeni katılmış olsa da çabuk uyum sağlamış gözüküyor. Genç yaşının verdiği tecrübesizliği bu maçta dezavantaj olabilir ancak arkasında Alex gibi bir maestro olması onun bu açığını kapatacaktır.


KOCAMAN FARKI!


Aykut Kocaman'ın maç öncesi yaptığı açıklamalardan çıkan sonuca baktığımız bu maç genç hoca için büyük önem taşıyor. Fenerbahçe'de teknik direktörlük görevine geldiğinden beri derbi kaybetmeyen Kocaman, Beşiktaş karşılaşmasını bir mesaj olarak görüyor ve İnönü'den 3 puanla ayrılmak için her yolu deneyecektir. Onun bu kazanma hırsı ve isteği hiç kuşku yok ki sahadaki futbolcuların en büyük itici gücü olacaktır.


Özellikle derbi karnesi "pekiyi"lerle dolu olan Kocaman, bir türlü takımın kaburgasını oluşturamayan Carvalhal karşısında avantajlı konumda. Fernandes, Guti gibi oyuncuları kadroya dahil etmeyen Carvalhal, takımdaki huzurunu sağlayabilmiş değil. Takım içerisindeki birliği çok iyi sağlayan Fenerbahçe karşısında oyuncularının kişisel problemleriyle boğuşan Beşiktaş'ın tek artısı taraftarı olacaktır. 


Tüm bunlarında yanında Fenerbahçe, Beşiktaş ile oynadığı son 12 maçın 8'inde sahadan galip ayrılmayı başarmış. Sarı lacivertlilerin bu performansı sadece Beşiktaş için değil, tüm derbi maçlarında göze çarpıyor. Fenerbahçe son yıllarda ezeli rakiplerine karşı ezici bir üstünlük kurmuş durumda. Deplasmanda 12 maçtır üst üste kazanan Fenerbahçe, Beşiktaş karşısında bu seriyi sürdürmek isteyecektir ve artıları ile eksileri karşılaştırıldığında galibiyete yakın taraf olarak gözüküyor. Ancak en başta da söylediğimiz gibi, derbilerin favorisi olmaz!


Son olarak Fenerbahçe'nin Beşiktaş karşısında sahaya süreceği muhtemel 11; Volkan-Gökhan Gönül, Bekir, Yobo, Ziegler - Mehmet Topuz, Cristian, Emre, Caner- Alex, Bienvenu şeklinde çıkacaktır.

Pazartesi, Ekim 17, 2011

Bize hava mı atıyorsun Şeytan Rıdvan?


Son günlerde yine bazı kesimler tarafından yıpratılmak istenen Rıdvan Dilmen'in G.Saray formalı fotoğrafları tozlu raflardan tekrar servis ediliyor.

Kim bilmiyor ki Rıdvan Dilmen'in o dönemlerde G.Saray'a transfer olmak üzereyken F.Bahçe'ye geldiğini? Neden tekrar tekrar belli aralıklarla bu konular gündeme getiriliyor sizce?

Neyse biz içi fesat dolu insanların oyununa gelmeyelim ve güzel bir Rıdvan Dilmen anısıyla onu hatırlamaya devam edelim... Kim ne derse desin sen bizim Şeytan Rıdvan'ımızsın!

"Şeytan"ın Sarıyer'de oynadığı yıllar... Büyük takımların gözü Rıdvan'ın üzerinde. O da her maç sahada fırtına gibi esiyor. Ve Sarıyer Fenerbahçe ile karşı karşıya... Rıdvan'ın karşısında iki efsane savunma oyuncusu var, Cem Pamiroğlu ve Erdoğan Arıca. Rıdvan kendisini göstermek için her zaman ki gibi müthiş başlıyor maça. Rıdvan bir Cem Pamiroğlu'nu bir Erdoğan Arıca'yı peşine takıp duruyor. Rıdvan yüzünden iki efsane de rezil durumda.

Yine bir pozisyon sırasında Rıdvan sol kanattan akıyor. Cem Pamiroğlu basıyor tekmeyi. Rıdvan yerde kıvranırken Pamiroğlu yanaşıp, "Bak oğlum. Hava mı atıyorsun sen? Ne o bir sağdan bir soldan. Böyle oynarsan bir yerlerine bir şeyler olacak. Ona göre. Git sol tarafta oyna." Şeytan acı içinde kalkar ama mesajı da alır ve diğer kanada geçer.

Bu kez sol kanatta topla buluşan Rıdvan,  bu sefer de Erdoğan Arıca'nın tekmesiyle yerde kalıyor. Rıdvan yerde yine kıvranırken bu kez Arıca, "Ne işin var benim tarafta? Sen sağda oynamıyor musun? Git karşı tarafta oyna yoksa kırarım ayağını." Rıdvan sonunda dayanamaz ve isyan eder, "İyi de abi, Cem abi beni bu kanada yolladı. Sen de git karşıda oyna diyorsun. Ben nerede oynayacağım?"


Nissa'nın donanması 10 yaşında!

Fransa takımlarından Nice'ın 2001 yılında kurulan taraftar grubu Armada Rumpetata Nissa 10. yılını kutlamış. Bordeaux maçından yapılan kutlamadan bazı fotoğraflar... Babalar Ultras... Bu arada Nissa'dan kasıt "Nice" kenti.





Perşembe, Ekim 13, 2011

İtalya'daki "Ultras"ların Tessera isyanı!



İtalya'da "Ultras" tribün mantalitesine sahip tribün grupları bugünlerde sık sık eylem yapıyor.

İtalyan taraftarların sokaklara dökülmesinin nedeni ise "Tessera Kuralları" çerçevesinde dayatılan baskıcı anlayış. Dünya tribünlerindeki "Ultras" anlayışının doğduğu yer olan İtalya'da uygulanmak istenen bazı kurallar, taraftarların sahip olduğu bu mantalite ile uyuşmamakta.

Tessera Kuralları'na göre, taraftarların maçlara gitmek için aldığı kombine kartların üzerlerine mikroçip yerleştiriliyor ve tüm hareketleri polis tarafından rahatça izlenebiliyor. Öte yandan taraftarların yaptığı koreografi ve pankartları tribünde açabilmsi için polise faks çekip önceden izin alması gerekmekte.

2009 yılında Roma'da düzenlenen büyük bir protesto ile bu kuralları reddeden taraftarlar, yürürlüğe yeni giren yasaklar sonrası tekrar eylem yapmaya hazırlanıyor.

Yeni dayatılan yasaklara göre, Tessera Kuralları'na uymayan taraftarlar deplasman maçlarına gidemeyecek. Öte yandan artık kulübün bulunduğu ildeki taraftarların dışında, başka şehirde yaşayan destekçilerinin deplasman maçlarına gitme imkanları olmayacak.

Tüm bu yasaklar sonrası iyice sabrı taşan İtalya'daki "Ultras" tribün grupları kendi şehirlerinde yaptıkları eylemlerle seslerini duyurmaya çalışıyor. Ayrıca Inter, Milan, Juventus, Verona, Nocerina, Chievo takımlarının Ultras anlayışına sahip grupları ise Tessera Kuralları'nı kabul ettiler. Bu yüzden İtalya'daki Ultras'lar ikiye ayrılmış durumda.

Ayrıca gelecek yıldan itibaren "çipli" kart uygulaması ülkemizde de uygulanmaya başlanacak...




Pazar, Ekim 09, 2011

Trabzon başkanı maçın hakemini değiştirirse!



Sene 1984... Trabzonspor o günlerde de ağlamaklı bir şekilde İstanbul kulüplerinin kayırıldığını, haklarının yendiğini iddia ediyor. O dönemki Trabzonspor başkan ise Mehmet Ali Yılmaz da bu ağlamaların öncülerinden birisidir.

O yıl yapılacak Türkiye Kupası Finali'nde Beşiktaş ve Trabzonspor karşı karşıya gelmektedir. Maçın hakemi Necmi Temizel'di. Ancak Trabzon camiası bu hakem atamasından memnun değildi. Hakemin açıklanmasının ardından Mehmet Ali Yılmaz'a gelen bir telefon: "Başkanım hakemi açıkladılar, Necmi Temizel. Yandık! Necmi hocanın gözleri görmez. Üstelik hakemlerin başı olan Ertuğrul Dilek'in adamıdır. Biz bu maçı kaybederiz."

İşkillenen Mehmet Ali Yılmaz sinirli bir şekilde Federasyon Başkanı'nı arar: "Baba ne yaptın sen. Yakacan bizi. Artık gitmemize gerek yok maça. Verdin kupayı Beşiktaş'a. Hayırlı olsun" der. Federasyon başkanı şaşkın şekilde Yılmaz'ı ikna etmeye çalışır ama Trabzonspor Başkanı dinlemez ve telefonu kapatır.

Aradan beş gün geçer. Trabzonspor kafilesi maç için İzmir'e gider. Trabzonlu yöneticiler başkan'ın yanına gidip fısıldar: "Başkanım büyüksün valla, hakem değişti."

Gerçekten de hakem değişmiş ve Trabzonspor maçı 2-0 kazanarak Türkiye Kupası'nı kazanmıştı. Bu arada Necmi Temizel'in yerine göreve gelen hakem İhsan Türe'ydi.

Salı, Ekim 04, 2011

"Ya Metin abi, ne olacak bu G.Saray'ın hali?"


Ligin son haftaları... Galatasaray Kocaelispor deplasmanında sahaya çıkıyor. Sarı kırmızılıların efsanevi oyuncusu Metin Oktay her zaman olduğu gibi gazetecilerle birlikte kendi arabasına atlayıp İzmit'e gidiyor maç için.

Körfez süper top oynuyor ve maçı 1-0 kazanıyor. Karşılaşma sonrasında Metin Oktay yanında birkaç gazeteci ile birlikte arabasına atlayıp İstanbul'a dönüyor. Yolda maç muhabbeti yaparlarken önlerindeki beyaz otomobil birden şarampole uçuyor. Metin Oktay arabayı kenara çekerek hemen şarampole uçan araca yardım etmeye gidiyor yanındakilerle birlikte.

Hurdaya dönen aracın içerisinden şoför dışarı çıkarılır. Metin Oktay her zamanki insanlığı ile yaralı vatandaşın kanlar içindeki yüzünü silerken şoför gözünü açar ve kendisini kurtaran Metin Oktay'ı tanır. Ve birdenbire ağlamaya başlar: "Ya Metin abi, ne olacak bu G.Saray'n hali?"

Pazartesi, Ekim 03, 2011

Roma'da dişleri dökülen G.Saraylı


Sene 1992. Galatasaray UEFA Kupası'nda Roma ile mücadele ediyor. Bu iki takımın karşılaşmaları neredeyse hep olaylı şekilde geçiyor.

Roma akın akın geldiği Galatasaray kalesinde bir türlü topu ağlarla buluşturamıyor. G.Saray defansı resmen "Çanakkale geçimilmez" tabirini yerine getirir maçın sonlarına doğru ceza sahası içinde bir karambol yaşanıyor. Savunma oyuncusu Yusuf Altıntaş bir hava topu mücadelesinde acı içinde yere düşer. Romalı oyuncunun dirseği Yusuf'un ağzına gelir ve bütün dişleri dökülür.  Yusuf'un ağzından fırlayan dişler tam hakemin önüne düşer ve hakem olduğu yerde donup kalır. Bir yerdeki dişlere bakar bir de Yusuf'a. Yusuf dişleri için değil yüzüne yediği dirseğin acısını hissetmektedir. Hakem faulü verse de üzerindeki şaşkınlığı halen atamamıştır.

Yusuf hemen yerden kalkar ve hakemin ayaklarının dibindeki dişlerini alıp tekrar ağzına takar. Hakeme dönerek " no problem" der. Yusuf 15 yaşından beri takma diş kullanmaktadır ve hakem basar kahkahayı. Tabii ki Yusuf da...

Pazar, Ekim 02, 2011

Aykut Kocaman ne zaman istifa eder?


Türkiye'de ve özellikle Fenerbahçe'de teknik direktör konusunda kulüplerimizin istikrarsız yapısı yıllardır devam eden bir durum. Ama Fenerbahçe'de bu işler biraz farklı yürüyor. Normalde başarısız olan teknik direktörler takımdan gönderilirken bizde birçok hoca takımı şampiyon yaptıktan sonra görevinden alınmış ya da bir sonraki sene istifa etmek zorunda bırakılmıştır.

Ionescu, Macar Molnar, Didi, Pareira, Yugoslav Kokotovic, Oscar Hold, Szekelly, Stankoviç, Veselinoviç... Bu isimlerin hepsi Fenerbahçe'yi şampiyon yaptıktan sonra görevden alındılar. Fenerbahçe'yi şampiyon yapan ilk Türk teknik direktör Mustafa Denizli bile sonraki yıl takımdan gönderildi.


Merak ediyorum F.Bahçe ve diğer Türk kulüplerinin başarı kriteri nedir? Neden görevden alırsın ki takımını şampiyon yapan bir antrenörü? Cristoph Daum takımı 16. kez şampiyon yaptığı ve üst üste 2 kez bu başarıya ulaştığı dönemin ardından yönetimin baskısı sonrası görevine son verildi.

Hele bir Zico vardı ki, Fenerbahçe'nin Avrupa'da yakaladığı en iyi başarıyı onun sayesinde gördük. Bugün Aykut Kocaman ile yakalanan birlik onun döneminde de mevcuttu. Ancak son hafta kaçan şampiyonluktan öte araya giren başka saçma sebeplerden dolayı Brezilyalı hocanın görevine son verildi. Fenerbahçe'ye geldiğinde stajyer denilen Zico, Fenerbahçe'nin 104 yıllık tarihindeki en önemli Avrupa başarısını yaşatmış ve sonrasında görevine son verilmişti.


Şimdi gelelim Aykut Kocaman'a... O da geldiğinde hem de kendi taraftarlarından stajyer muamelesi görmüş, gittiği her takımın küme düşmesi ona karşı bir koz olarak kullanılmıştı. Göreve geldiği geçen sezon başında takım Avrupa'da Ağustos'u görememiş, ligin ilk yarısında da zirvenin 9 puan gerisindeydi. Üstüne üstlük 29 yıldır kazanılamayan Türkiye Kupası'nda Yeni Malatyaspor'a yenilerek gruptan bile çıkamamamıştı Fenerbahçe. Ancak sene sonunda şampiyonluk ipini göğüslemeyi başaran Aykut Kocaman, bu sezona da iyi bir başlangıç yaptı.

Her şeye rağmen yukarıdaki verilere baktığımızda hala Aykut Kocaman'ın geleceği hakkında şüphelerim var. Taraftar onu sahipleniyor ancak gönderildiğinde yapacak bir şey olmuyor ne yazık ki. Umarım Fenerbahçe defalarca düştüğü bu yanlışa bir kez daha düşmez ve kendi evladı olan Aykut Kocaman'ın kalemini kırmaz.

Peki sizce Aykut Kocaman ne zaman istifa eder veya takımdan gönderilir? Bahisleri açıyorum...

Cumartesi, Ekim 01, 2011

Lefter'i bekleyen ada vapuru!


Maça ve idmanlara kendi imkanlarıyla giden bir efsane, Lefter Küçükandonyadis...

Büyükada'da turan Lefter, evinden Kadıköy'e vapurla giderdi. Kadıköy'de inen ünlü futbolcu kendisine eşlik eden taraftarlarla Fenerbahçe Stadı'na kah taksiyle, kah dolmuşla giderdi. Bazı gemi kaptanları Lefter gelmeden vapuru kaldırmazmış. Cihangir'de oturan Fenerbahçeli futbolcu Selahattin Torkal da Karaköy'e kadar tramvaya biner oradan da vapurla karşıya geçip idmana yetişmeye çalışırdı. Mehmet Ali Has da vapur ve tramvayla gidip-gelirmiş.

Şimdiki futbolcular artık idman değil antrenman yapıyor. Altlarında vapur ya da tramvay yok, Porsche, Mercedes, BMW ve Ferrari var...

Kaynak: Vay Anasını Sayın Seyirciler