Cumartesi, Nisan 30, 2011

Neden Mourinho? Neden?




Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maçından sonra Mourinho yaptığı basın toplantısında gene tribünlere oynadı. "Neden, Neden" diye acıtasyona bağlayan Portekizli hocaya bizim de bazı "Neden"lerimiz var... Bakalım o bunlara cevap verecek mi?


Öncelikle videoda zaten Madridli oyuncuların nasıl bir oyunla Barcelona'yı yenmeye çalıştığını izleyeceksiniz. Buna da futbol ve Mourinho'nun büyük taktiği adını vermişler çok ilginç.


Madem sen 10 kişi kaldığın için "Neden" , "Neden" diye ağlıyorsun biz de sana soralım...


* Porto ile Şampiyonlar Ligi'ni aldığın sene, yarı finalde Manchester'ın Scholes ile attığı nizami golü verilmediğinde niye "Neden" diye çıkmadın mikrofonların karşısına?


* Inter'in başındayken, Guiseppe Meazza'da Barcelona ile oynadığın maçta Milito'nun attığı ofsayt golü ve Dani Alves'in verilmeyen penaltısından sonra niye "Neden, neden" diye ağlamadın kameralar karşısında?


* Aynı maçın rövanşında, Camp Nou'da oynanan maçta hakem, gözü önünde Barcelonalı oyuncunun göğsünde seken topu elle müdahale diye durdurması sonrası niye "Neden" diye ağlamadın? O pozisyonun devamında gol atmıştı Barça...


Neden Mourinho... Neden?


Not: Videoyu sonuna kadar izleyin...

Pele, Milan'ın transferine taş koydu!



Uzun süredir medyayı meşgul eden ve yeni "Kaka" olarak lanse edilen Brezilyalı futbolcu Ganso, büyük ölçü'de Milan ile anlaştı. Çocukluğundan beri İtalya'da forma giymeyi hayal ettiğini söyleyen Santoslu oyuncu Ganso, ezeli rakipleri Corinthias'a ise "bunun mümkünatı yok" cevabını vermiş.


Milanlı yöneticiler de, "21 yaşındaki genç yeteneği kaptık" triplerindeler ancak gel gelelim Pele faktörü devreye girmiş durumda. Geçtiğimiz günlerde Brezilya'da bir radyoya açıklamalar yapan Pele, "Geçen sezon Chelsea Neymar'ı transfer etmek istedi. Ben Neymar ile kısa bir görüşme yapıp onun gitmesine engel oldum. Ve sonuçta adını şimdi daha iyi duyurdu. Ganso ile de konuşucam ve umarım onu Santos'ta kalmaya ikna edebiliim.  Onun için en iyi yer burasıdır" demiş.


Avrupa'da hiç futbol oynanamamış olan Pele'nin bu transfere neden taş koyduğunu anlamak güç. Açıkçası futbolcunun gelişmesini mi amaçlıyor yoksa 18 yıl formasını giydiği Santos kulübünün böyle bir yıldızı elinden kaçırmasını mı istemiyor anlamadım. Yoksa ben mi fazla fesatım?

Carlos Alberto kapı dışarı...



Gremio'nun yaramaz çocuğu Carlos Alberto artık mavi-beyazlıların formasını giymeyecek. Son zamanlarda karıştığı birçok olaydan dolayı istenmeyen adam ilan edilen Carlos Alberto, dün Olimpiyat Stadı'nda kulüp yöneticileri ile son kez bir araya geldi. Görüşmeden sonra takım arkadaşları ile de vedalaşan Brezilyalı orta saha oyuncusunu bir grup taraftar da tesis kapısının dışında bekliyordu. 


Carlos, kendisine "Tanrı aşkına geri dön, Rio için!" diye bağıran taraftarlarına el sallayarak karşılık vermiş. Hakkında hayırlısı diyelim :) Yukarıdaki video da bir muhabirle maç sonu toplantısında tartışması var.

Not: Carlos Alberto, Porto'nun Şampiyonlar Ligi'ni aldığı sene takımın en önemli oyuncularından biriydi. Final maçında da gol perdesini açan oyuncudur.

Haftanın en güzel 10 golü...



Haftanın en güzel 10 golü...

Cuma, Nisan 29, 2011

Sıfırdan yazılan bir başarı hikayesi

İstanbul Lisesi kökenli, 85 yıllık bir kulüp İstanbulspor... Armasındaki sarı rengini, kurulduğu yıllarda savaş nedeniyle bir bölümü hastane olan İstanbul Sultanisi'nin (İstanbul Lisesi) sarı duvarlarından, siyah rengini ise Çanakkale Savaşı'nda hayatını kaybeden İstanbul Sultanisi öğrencilerinin matemi sonrası siyaha boyanan kapılardan alır. Ve bu köklü kulüp, bugünlerde herkesin saygısını hakedecek bir direniş içerisinde...

Bir döneme damgasını vurmuş gerçek bir şehir takımı İstanbulspor. Geçmiş yıllarda kadrosunda bulundurduğu futbolcularla, yaptığı yıldız transferleri ile Türkiye'nin futbol tarihinde önemli yer edinen sarı-siyahlı ekip, tekrar profesyonel lige çıkmayı hedefliyor. Geçtiğimiz günlerde Bölgesel Amatör Ligi'ne yükselen İstanbulspor, şimdi gözünü Spor Toto 3. Lig'e dikmiş durumda.



İstanbulspor, Türk futbolunun saf ve temiz kalabilen sayılı kulüplerinden. Şu günlerde, yaşadıkları onca talihsiz olaya rağmen kendi değerlerine sahip çıkanların sevgisiyle ayakta kalabilmenin haklı gururunu yaşıyorlar. Sarı-siyahlıların belki bu ülkede çok geniş kitlelere yayılan taraftar grupları yoktu ancak İstanbul'da kime ikinci takımını sorsanız; 'İstanbulspor' cevabını alırdınız.

1931-32 senesinde İstanbul Şampiyonluğu yaşamış, yakın futbol tarihimize adını altın harflerle kazıyan İstanbulspor, artık geçmişin karanlık sayfalarından kurtulmak üzere. 2009 senesinde İstanbul Erkek Lisesi mezunu işadamları ve İstanbulspor sevdalılarının bir araya gelip, TMSF'nin el koyduğu İstanbulspor A.Ş'den kalan haklarını alarak tekrar kalkındırdığı bir kulüp.

Büyük sıkıntılar içinde 2. amatör kümeden aldıkları takımı, bir sezon sonra 1. amatör kümeye yükselttiler. Burada geçen bir sezondan sonra ise İstanbulspor artık Süper Amatör kümeye yükselmişti. Son olarak, Spor Toto 3. Lig ekiplerinden İstanbulspor A.Ş'den farklı bir kulüp olan ve İstanbul Erkek Lisesi geleneğinin devamı olarak bilinen İstanbulspor, geçtiğimiz günlerde Bölgesel Amatör Ligi'ne terfi etti. Voleybol takımının 3. Lige yükselmesinin ardından futbolda da gelen bu başarı, kulüp yönetiminin çıtayı daha da yükseltmesine neden oldu.

Bölgesel Amatör Ligi'ne yükselişin kutlaması, bugün tesislerde yapıldı. Bize ise, bu büyük başarının mimarlarına söz vermek düştü.

İstanbulspor'un bu başarısı için gecesini gündüzüne katan birçok isim var. Sıfırdan yaratılan bu zaferin öyküsünü, kulübün iki önemli ismi olan Asbaşkan Ahmet Ürkmezgil ve Genel Kaptan Metin Yücesan'ın ağzından dinleyelim.

"FUTBOLCULARI EŞİMDEN FAZLA GÖRÜYORUM"

-İstanbulspor'un yönetimine geldiğinizden bu yana alınan başarıların kısa bir özetini yapabilir misiniz?

Metin Yücesan:
"2009 kongresinde yönetime geldiğimizde, kulüp 2. Amatör'de maçlarına başlamıştı ve sondan 3.'ydük. Ve sonrasında yaptığımız takviyeler ile 1. Amatöre ardından Süper Amatöre çıktık. Daha sonrasında Süper Amatör'de grup şampiyonu olduk ve play-off'lara kaldık. Bu süreç içerisinde kötü oynadığımız maçlarda oldu ancak her seferinde yaptığımız yararlı takviyeler sonunda Bölgesel Amatör Lig'e yükseldik. Bizim hedefimiz çok net; Bank Asya'ya çıkmak! İstanbulspor'u layık olduğu yere çıkarmak. Bu bizim için çok büyük bir hedef. Şu ana kadar bu hedeften hiç şaşmadık ve 24 ayda oynadığımız 3 Lig'den de birincilikle ayrıldık, bu büyük bir zafer. Bank Asya'da yer alan TKİ Tavşanlı Linyitspor'da aynı bu şekilde bir başarı geçmişine sahip. Son 3 aydır gece gündüz çalıştık. Futbolcuları eşimden fazla görüyorum. Bazen bana kızıyor "Bir pazar günü kahvaltı yapamayacak mıyız?" diye. Ama sonuçta çocuklarımız bu işin üstesinden geldi. Çok mutluyuz."

Ahmet Ürkmezgil: "Bu seviyelere gelebilmek için gerçekten çok emek verildi. Ama bizi asıl ateşleyen şey, bu kulübün önemli bir camia olmasıydı. Yakaladığımız bu başarıların ardından bu camiayı ayağa kaldıracağımızı ümit ediyorum. Ben 57 yaşında bir iş adamıyım. Bu kulüp için varımızı, yoğumuzu ortaya koyduk. Bugün geldiğimiz nokta bizim için dönüm noktasıdır. Çünkü önümüzdeki sene Bölgesel Amatör Lig ile 3. Lig'i birleştirmeleri söz konusu. Bu durumda seneye şampiyon olursak, 2. Lig'e çıkacağız. İnşallah hedeflerimize doğru durmadan ilerleyeceğiz."


-Altyapı ne durumda? Bu başarıların ardından o tarafa yönelme olacak mı?
A.Ü.: "Altyapıya bundan sonra çok daha fazla önem vermek zorundayız zaten. Ne olursa olsun bunu büyük kulüplerinde düşünme zamanın geldiği bir dönem yaşıyor Türk futbolu. Dolayısıyla altyapıya şu andan itibaren daha fazla yönelmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Tesis konusunda da bazı düşüncelerimiz var. Onları da hayata geçirdiğimiz zaman çok daha rahat şartlarda çalışmalarımızı yapacağız."

M.Y.: "Şu anda U13, U14, U15, U17 ve U19'dan oluşan 5 tane alt yapı takımımız var. Bu takımlarımızın kontrolü Güney Kayarlar ve Kemal Dirikan'da bulunuyor. Bildiğiniz gibi Kemal Dirikan, Rıdvan Dilmen'i bulup ortaya çıkaran bir isimdir. Geçen seneden beri aslında önem veriyoruz altyapıya ancak bu sene biraz farklı oldu. Çünkü burada çok fazla heyacanımız vardı ve fazla ilgilenemedik. Yine de çok yetenekli 3-4 oyuncuyu A takımımıza aldık ve şu anda oynayan futbolcular var. Önümüzdeki seneden itibaren altyapımıza daha da yoğunlaşacağız. Ama kurumsallaşmış bir altyapımız olduğunu çok net bir şekilde söyleyebilirim. Transfer rakamlarına bu şartlarda çok zor ve bizim de altyapıya olduğundan daha fazla önem vermemiz gerek."

"TEK SIKINTIMIZ TARAFTAR"
- Maçlarınıza taraftar geliyor mu?

A.Ü.: "Tek sıkıntımız o. Geçmiş yıllarda şimdiki adıyla Süper Lig'de yer aldığımız dönemlerde bile bu sorunu yaşıyorduk. Bu konuda İstanbul Lisesi öğrencilerinin desteğini almak için bazı organizasyonlar yapıyoruz. Onun da ötesinde eğer bir tesisimiz olursa, o bölgedeki halkın dikkatini üzerimize çekmeyi düşünüyoruz. "

- Son olarak Moussa Niang... (F.Bahçeli Mamadou Niang'ın kardeşi)
Bildiğiniz gibi kısa bir süre önce, İstanbulspor Mamadou Niang'ın kardeşi Moussa Niang'ı denemek üzere antrenmanlarına çıkarıyordu.

A.Ü.:
"Bu sezon hiçbir lig maçında oynayamadı lisans sorunları nedeniyle. Ancak idmanları aksatmadan hepsine geldi. Şu anda Senegal'e gitti ve lisans işlemlerini hallediyor. Bölgesel Amatör Lig'de 2. yabancı oyuncu oynatılabilecek diye bir duyum aldık. Eğer öyle olursa hem Mamadou Niang'ın kardeşi Moussa Niang'ı, hem de yeğenini takıma katacağız. İkisi de çok iyi oyuncular. "

-İstanbulspor A.Ş ile bir bağlantınız var mı?
M.Y.: "Hiçbir bağlantımız kalmadı. Biz ayrı bir kulübüz onlar farklı bir takım."

Bu yazım 29-04-2011 tarihinde www.sporx.com'da yayınlanmıştır.

Prens William'ın zeytinyağı Aston Villa'dan!



Geçtiğimiz haftalarda İngiliz kraliyet ailesinin varislerinden Prens William ile Kate Middleton'ın evliliğinden fırsat bulup yalakalığı yapayım demiş Aston Villa...


II. Lugano vakası, K.P. Boateng

Antep maçında Lugano'nun yaşadığı benzer bir pozisyon, Bresci karşılaşmasında Milanlı Kevin Prince Boateng'in başına gelmiş.

Adam kızmakta haklı beyler...

Perşembe, Nisan 28, 2011

Çarşamba, Nisan 27, 2011

5-0'ın enfes animasyonu / El Clasico

Geçtiğimiz aylarda Gareth Bale'in böyle bir animasyonu yapılmıştı. Bu sefer Barcelona'nın Real Madrid'e karşı aldığı 5-0'lık galibiyetin animasyonunu yapmışlar. Gerçekten enfes olmuş. İzlemenizi tavsiye ederim.

Özgür Türkiye'nin yeni sansür listesi!

Biraz evvel hayatvefutbol.blogspot.com'un sahibi arkadaşımızın uyarısıyla bir haber okudum. Konu internet sansürü ile ilgili. "Sansürlenmemiş yerimiz mi kaldı?" diyebilirsiniz içinizden, kalmış demek ki...

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan bugün servis sağlayıcılara ve hosting firmalarına mail gönderilmiş. İçerisinde birçok geneli cinsel temalı kelimelerden oluşan "yasaklı sözcükler"in olduğu liste de, bu kelimelerden nasibini alan hiçbir erotizm teması olmayan sitelerde var. 

Özgürlükler ülkesi olduğumuz şu günlerde (!) ne kadar cinsel site varsa sansürden öteye yok edecekler. Artık böyle alan adları olmayacak. Yani erotik bir site açmak istiyorsanız artık "www.receptayyiperdogan.com" almanız gerekebilir. Herhalde o yasaklanmaz bu ülkede. Ya da "www.seriatisteriz.com" alın, porno videolar doldurun içine. O zaman problem olmayabilir.

Gönderilen listelerde yukarda söylediğim gibi sırf o kelimeleri içinde barındıran ama aslında erotizmle uzaktan yakından alakası olmayan sitelerde an itibari ile artık kapatabilir. Örneğin; Beşiktaş taraftar grubu Çarşı'nın resmi sitesi olan " www.forzabesiktas.com". Nedeni de "forzabeSİKtas" olmasından dolayı. 

Bunun gibi mağdur olan bazı siteler; degisikmezeler.com, herkesokusundiye.com, sokmarket.com, bayramcikolotasi.com, bilgisayarakademisi.com, sanaldestekunitesi.com, forzabesiktas.com, tiklayarak.com, donanimalani.org, bakireklam.com, citirkurabiyem.com, kredikartiborcunubitir.com, burcunubil.com, globaldizayn.org, casperminishop.net, anlayarakokuma.com...

Hosting hizmeti veren Ontek firmasının sahibi Murat Deligöz, bu sansürlü sözcüklerle sınadıkları sitelerden en az 90 binin bu yeni yönetmelikle 'hemen' yasaklanabileceğini söylemiş.

Hosting firmalarına Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı'ndan gönderilen mektup aynen şöyle; 

“Sayın YETKİLİ, 

Bilindiği üzere, 04/05/2007 tarih ve 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"a dayanılarak çıkarılan “Telekomünikasyon Kurumu Tarafından Erişim Sağlayıcılara ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”, 24 Ekim 2007 tarihli ve 26680 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 

İnternete açık hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan/işleten gerçek veya tüzel kişiler yer sağlayıcıdır. Yer Sağlayıcılığı hizmetini ticari olarak yapmasa bile web sitelerini kendi sunucularında barındıran gerçek veya tüzel kişilerin Yönetmelik gereğince Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi almaları gerekmektedir.İlgili Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında; “26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; İntihara yönlendirme (madde 84), Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra), Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190), Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194), Müstehcenlik (madde 226), Fuhuş (madde 227), Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228) suçları ile 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar,” erişimin engellenmesi konusu olabilecek suçlar olarak katalog halinde sayılmıştır. İlgili Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise;

Yayınlar; a) İnsan onuruna, temel hak ve hürriyetlere saygılı olmalıdır. b) Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlakî gelişimini zedeleyecek türden içeriklere yer vermemelidir. c) Ailenin huzur ve refahını sağlayan hususlara zarar verecek nitelikte olmamalıdır. ç) Kişileri, uyuşturucu madde bağımlılığı, fuhuş, müstehcenlik ve kumar gibi kötü alışkanlıklara teşvik edici olmamalıdır. 

Şeklindedir. 

Buna göre barındırdığınız alan adlarında İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içeriklerin bulunmaması gerekmektedir. Aşağıda İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içerik bağlamında değerlendirilebilecek kelime gurupları verilmiştir. Bu kelime guruplarını barındıran içeriklerin çıkarılması ile ilgili alan adlarının hizmetine son verilmesi ve son durumun mail ile tarafımıza iletilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ilgili CEZAİ müeyyideler ile karşı karşıya kalınabileceği unutulmamalıdır. 

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı”

 Yasaklanan diğer kelimeleri görmek içi tıklayınız...
 

Ronaldo çok havalandı!

"Ne demiş lan bu pis Katalan bizim Ronaldomuza" diye soluğu blogda aldıysanız, sizi fotomaç tarzı bir başlıkla alt etmeyi başardım demektir.. nihaha :)

Salı, Nisan 26, 2011

Düşmanıma böyle şaka yapmasınlar!


Videoyu sonuna kadar izleyin. Yarısında bu ne ya diyip kapatırsanız çok şey kaçırırsınız...

İzlanda futbol takımlarından Thor Akureyri FC'nin oyuncuları antrenman öncesi ısınırken öyle bir şaka yapıyorlar ki, sesli güleceksiniz.

Parayı götüren 100 topçu...





Dünyanın en çok kazanan 100 futbolcusu... Birinci Cristiano Ronaldo, 100. ise Ji-Sun Park.

Fotoğraflara tıkla büyüsün

Pazartesi, Nisan 25, 2011

Mucizenin adı; Güiza! 3-5

Korku filmi yaşadık dün akşam. Bize bunu yaşatan, sezon sonu yüzümüzü güldürecek adamlar olunca bir şey diyemiyor insan. Ama bu galibiyet, son dakika da gelen Antep'ten alınan 3 puandan daha değerli bir konuma yükseldi.

Türkiye'nin her yerinden İzmir'e akın vardı dün. Tribünlerde 40.000 kişiden fazla insan vardı. Çoğu Fenerbahçeli... 100. yılımızda şampiyonluğun geldiği statta alacağımız bu galibiyet, belki garantilemesekte şampiyonluğun anahtarını bize verebilirdi. Ancak sahaya çıkan oyuncuların futbolunda bir değişim vardı. Çok rahat, relax ve geniş davranıyorlardı. Evet top bizde kalıyordu, oyunun kontrolü elimizdeydi. Ancak kaleye gidemiyorduk!?

Bucalı oyuncularda sabırla bekleyip bir açığımızı yakalamayı hedefliyorlardı. Ve neticesinde buldular da. 1-0 geriye düştük ancak buna rağmen oyunun kontrolü yine bizdeydi. Buca bekliyor, sabırla alan kapatıyor ve ilk açık verdiğimiz anda yüklenmeye çalışıyordu. Emre'nin müthiş golü rahat bir nefes aldırdı aslında ama Buca yine sinsice hissettirmeden geldiği bir atak sonrası durumu 2-1'e taşıdı.

Durum 2-1'ken hala maçı çevirebileceğimiz umudunu taşıyordum. Ancak Caner'in maçın başından beri süren kötü performansına Aykut hoca'nın ne kadar daha dayanabileceğini merak ediyordum. Aslında maça neden onla başladı halen anlayabilmiş değilim, kontenjan sıkıntısı yokken!

Ama Abdülkadir, Volkan'ı bir kez daha mağlup etti ve skoru 3-1 yaptı. O an Volkan'ın nasıl böyle bir gol yediğini düşünürken şampiyonluğu kaybettiğimiz hissi kapladı her yerimi. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü adeta. Küme düşen bir takıma, ne kadar iyi oynarlarsa oynasınlar kaybetmememiz gerekiyordu! Fenerbahçe formasıyla o sahaya çıktıysan gerekirse mezarını o çimlerde kazıcaksın ama o maçı kaybetmeyeceksin!

Kaybedersen de İstanbul'a dönmeyeceksin. Çünkü artık bu taraftarı üzmeye kimsenin hakkı yok. Türkiye'nin her tarafından sizin için gelen insanlara, küme düşen rakibini küçümsediğin için canlı canlı şampiyonluğu kaybettiğini izletmeye hakkın yok.

Nitekim kaptan sazı eline aldı önce 3-2, 3-3 yaptı ve maç ordan sonra koptu diyebiliriz. Stoch'un oyuna girmesiyle kanatlara açılmayı akıl edebildik. Gökhan sağ taraftan bindirdi, Stoch soldan ve mucize bir geri dönüşle maçı kazandık.

Güiza'nın da aylar sonra golle dönmesi, ardından gözyaşlarına boğulması ise gerçekten beni bile duygulandırdı. Umarım çok daha iyi olur kalan haftalarda.

Pazar, Nisan 24, 2011

Torres gol attığına pişman oldu


3 ay, 14 maç, 732 dakika sonra... Adamı gol attığına pişman ettiniz...

Cuma, Nisan 22, 2011

İyi ki doğdun yoldaş Lenin!

”Çok öğretici ve çok gülünç bir görünüm ile karşı karşıyayız. Burjuva liberal fahişeler, devrim çarşafıyla örtünmeye çalışıyorlar”

İyi ki doğdun büyük önder...

Karşınızda "Team Dubai Getafe"

Adamları satın aldılar üstüne logosunu bile hazırladılar... Futbolun endüstriyel gücüne hoşgeldiniz...

Çıldırtan sessizlik! Torres-Villa


İspanya Milli Takımı'nın iki golcü ismi David Villa ve Fernando Torres... Oynadıkları kulüplerde her zaman takımın gol silahı olan bu iki İspanyol, şu günlerde bir hayli sessiz.

İspanya'da sezon başında Valencia'dan 40 milyon euro bonservis bedeliyle Barcelona'ya transfer olan David Villa, şubat ayından beri La Liga'da ağları havalandıramıyor. Bu sezon Katalan ekipte 21 gol atan İspanyol golcü, en son şubat ayında Mallorca deplasmanında 3-0 kazandıkları maçta gol atmayı başarabildi. Barcelona'dan yılda 7 milyon euro alan yıldız oyuncunun son haftalardaki kötü performansı ise İspanyol basınına yansımış durumda.

Oynadığı karşılaşmalarda kaçırdığı goller ve harcadığı pozisyonların ardından okları iyice üzerine çeken Villa, Copa Del Rey Finali sonrası yaptığı açıklamada "Ben de bu konu hakkında endişeliyim. Ancak eski günlere dönebilmem için daha fazla çalışmaktan başka yapabileceğim bir şey yok" şeklinde konuştu. Villa, daha önce kulübün resmi sitesine verdiği demeçte de "Bir süre gol atamayınca ister istemez, endişe duymaya başlıyorsunuz. Bu gibi durumlarda soğuk kanlılığınızı korumalı ve daha sıkı çalışmalısınız" ifadelerini kullanmıştı.

Davil Villa, Barcelona'nın La Liga'da Valencia, Real Zaragoza, Sevilla, Getafe, Villareal, Almeira, Real Madrid, Şampiyonlar Ligi'nde Arsenal ve Shaktar Donetsk ile oynadığı takımlara karşı gol atma başarısı gösteremedi.

VİLLA'NIN KADER ARKADAŞI; TORRES!
 
Gol atamama sorunu yaşayan forvetler arasında Villa'yı yalnız bırakmayan bir diğer isim de Londra'nın sessiz konuğu; Fernando Torres... İngiltere Premier Lig'de Chelsea'nin bu sezon devre arasında 58 milyon euro bonservis bedeli ile kadrosuna kattığı Torres, 13 maçtır gol atamıyor. Transfer tarihinin en pahalı 4. oyuncusu olmayı başaran İspanyol golcü, en son Liverpool forması giydiği günlerde ligin son sırasındaki Wolverhampton'a gol atabilmişti. Ocak ayından bu yana 3 milli maçta da gol atamayan Torres, "Yılın fiyasko transferi" olarak gösteriliyor.

Chelsea'de Şampiyonlar Ligi ve Premier Lig şampiyonluğu yaşamak için Londra kulübüne transfer olduğunu söyleyen Torres, diğer takım taraftarları arasında da alay konusu olmuş durumda. Bütün bu olumsuzluklara rağmen tecrübeli forvete hem takım arkadaşları, hem de Chelsea'li taraftarlar sahip çıkmaya devam ediyor. Ada basınında çıkan haberlere rağmen tek bir kelime etmeyen Torres'i ise hocası Ancelotti, "Mutlaka gol atacaktır. Torres'le diğer forvetlerle çalıştığımız gibi çalışıyoruz. O da diğerleri gibi şut idmanı, orta idmanı yapıyor. Bence o da şu anki durumdan memnun değil ve gol atmak istiyor. Ben her zaman oyuncularımı mutlu ve huzurlu görmek isterim. Fernando iyi bir dönemden geçmiyor ama ben ona en iyi şekilde destek olmak istiyorum" sözleriyle korudu.

Fernando Torres, Chelsea formasıyla Premier Lig'de Liverpool, Fulham, Manchester United, Blackpool, Manchester City, Stoke City, Wigan Athletic, West Bromwich, Birmingham City, Şampiyonlar Ligi'nde ise Kobenhavn ve Manchester United takımlarına karşı gol atamadı.

Bu yazım 22-04-2011 tarihinde sporx.com'da yayınlanmıştır.

Perşembe, Nisan 21, 2011

Shakira Pique'yi aldattı!

Biz seni yengemiz saydık. Öyle bilirdik. Ama ne yazık ki Pique reyis senin gerçek yüzünü görememiş.

Adam kupa yenilgisinin ardından sevdiceğine koşmuş, üzüntüsünü paylaşmış. Bakınca diyorsunuz "ulan kız da üzülmüş bee". Ama gelin görün ki Gerçekler çok farklı. 

Ayıp ettin yenge... Olmadı bu...


Çarşamba, Nisan 20, 2011

Adiler! Her şeyimizi çaldınız bizden!





Modern futbolun bizden çaldıkları... İnanılmaz etkileyici bir video...

Salı, Nisan 19, 2011

De Graafschap tribünleri ve futbolcular



Hollanda'nın De Graafschap takımı, Twente galibiyeti sonrası taraftarlarıyla birlikte... Dinlerken zıplayasınız gelebilir.

Orta direk Şaban...

Futbol aşkı neler yaptırıyor :)

Podolski "reis" oldu!

Reis'ten kasıt aile reisi :). FC Köln'ün başarılı futbolcusu Lukas Podolski, nişanlısı Monika ile dün evlendi.

Sadece arkadaşları ve ailelerinin katıldığı törenle evlenen çift, sezon sonunda Polonya'da kilisede bir düğün töreni düzenleyeceklerini söylemişler. İkilinin 2008 yılınında Louis adında bir çocukları olmuştu.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine... Amin.

Barça kralcıların arasında kaldı...

Yarın Valencia'nın stadı Estadio Mestella'da Kral Kupası Finali için Barça ve Real karşı karşıya gelecek. Geçen hafta Barnebau'da yapılan mücadele 1-1 berabere bitmişti.

Lig şampiyonluğunu büyük ölçüde Barça'ya kaptıran Real, bu maçı mutlaka kazanmak isteyecektir.

Ancak maç öncesi bir başka detaya dikkat çekmiş Marca. Barça'nın maç öncesi kaldığı otel, Real Madridli taraftarların stada gidişlerinde kullanacağı güzergahın üzerinde. 25.000 kralcının ortasında kalan Katalan ekibi daha önceki Valencia deplasmanlarında da bu oteli kullandığı için burayı tercih etmiş. Ve zaten şehrin en iyi otelleri bu yol üzerinde bulunuyor.

Umarız bir sakatlık olmadan çıkarlar otelden.

Juventus/ Everton/ Lyon - 2011-12 formalar...

Arda'dan Juventus'un forması için yorum bekliyorum :)




Pazartesi, Nisan 18, 2011

İmamın 5-10 bin genci...


Antalya'nın Etiler ilçesi muhtarı Mehmet Öztürk, 2 yıldır çalışmayan üstgeçidin yürüyen merdivenlerinin çalışması için imam getirdi.

Şu görüntülerin ardından o kadar çok şey söylemek isterdim ki. Ama aklımda şu an İETT otobüs şoförünün, kız arkadaşını gece yurda bırakmak isteyen gence "Burası sex yapma yeri değil" diyerek çifti otobüsten indirmesi var.

Bende okuldan geç çıkan kız arkadaşımı bazen alıyorum ve o saatte tek kalmaması için eşlik ediyorum. Keşke bi gün bi şoför banada böyle bir şey söylese. Otobüsleri balık istifi doldurmayı bilen, insanları üst üste taşırken namus şeref akıllarına gelmeyen adamlar, bir genç kız arkadaşına sarıldı diye söylediği lafa bakar mısınız?

Bir de Erdoğan YGS Şifre olayları sonrası Taksim'de yürüyüş yapan gençleri hedef alarak, "Bende karşılarına 5-10 bin genç çıkartırım ama gerilim sevmiyorum" demiş. Bak şimdi rahatladık. Gerilim sevse hapı yutmuştuk. Ne yapıyor acaba? Akp Gençlik Kolları üyesi çocuklara askeri eğitim falan mı veriyor?

Geçtiğimiz haftalarda Fransa'ya gidip, "Seçim barajını size soracak değiliz. Ona halkımızla beraber biz karar veririz" diye atarlanmış. Çok ilginç. Peki o zaman demezler mi, "Neden öğrencilerin rektör seçimlerinde seçtiği hocayı değil de, 3. olanı atıyorsunuz?" diye? 


Avea Spor Blogları Toplantısı

Gaziantep maçı öncesi Avea'nın "Spor Blogları Toplantısı"na katıldık. Açıkçası bizle neden buluşmak istediklerini bilmiyorduk. Ancak önümüze birçok engelin çıkarıldığı şu günlerde, bizim fikirlerimize değer verip toplantı düzenlemeleri hoşuma gitmişti.

Faruk Ilgaz Tesisleri'nde yenilen yemekle beraber yapılan sohbet keyif vericiydi. Aslında ben blog konusunun ağırlıkta olacağı olacağı bir toplantı bekliyordum. Ama onlar bizlere dertlerini anlatmayı ve bizlerin başta Avea olmak üzere Fenercell ve sponsorluk konuları hakkında görüşlerimizi almayı tercih etti. Arada tabi güncel konulardan da konuşuldu. Blogspot erişim yasağı, sporda şiddet yasası vs. 

Dediğim gibi her şeye rağmen bu şekilde bizlerle fikir alışverişinde bulunmaları bile blogların geldiği noktaya bir işarettir. Umarım devamı olur bu tarz toplantıların. 

Pazar, Nisan 17, 2011

O tabureyi kim attı?

Belki de şampiyonluk bu maçın sayesinde gelecek... 'Dan' diye konuya girdim çünkü dün sahada her iki takımında futbol adına pek bir şey sergilediğini söyleyemeyiz. 7 dakikada bir sarı kartın çıktığı maçta zaten ne kadar futboldan konuşabiliriz ki?

Ancak şunu söyleyebilirim; Öyle bir son dakika golüydü ki bu, Türkiye'nin 3/4'üne giren...

Sahada 1 puana razı bir Gaziantep, şampiyonluk iddiasını devam ettirmek isteyen Fenerbahçe'nin mücadelesi vardı. Gaziantepli oyuncuların bu denli hırslı ve 11 tanesinin sarı kart görmesini gerektirecek kadar sert oynamasını anlayabilirim. Hiçbir art niyet sahibi olmadan Avrupa'ya gitme mücadelesi veren bir takımın bu maça sadece 1 puan için çıktığını düşünebilirim. Ancak hakemin ne gibi bir düşünce yapısıyla maçı yönettiğini anlayamam.

Daha 1. dakika olmadan başlayan hatalar zinciri... Oyunun kontrolünü elinden kaybetmeye müsait bir anlayış. Ve Fenerbahçe taraftarının doğal olarak hakem üzerinde baskılı olma isteği sonucu, önce Alex'e yapılan harekette, ardından Niang'a yapılan faulle iki penaltıyı es geçmesiyle hakemde kayışı kopardı bence. 

Yukardaki fotoğraf Niang'ın ceza sahası içerisinde düşürülmesine ve verilmeyen penaltıya sebep olan pozisyondan... Fotoğraf pozisyon hakkında birçok şeyi biz söylemeden anlatıyor...

Bu pozisyonun ardından iyice kontrolü kaybettiğini farkeden hakem hem Fenerbahe lehine, hem Gaziantep lehine birçok saçma faul çalmaya ve kartlar çıkarmaya başladı. Düdük çalması gerektiği pozisyonlarda ise korkudan elini ağzına götürmeyi beceremedi. Gaziantep'te sonradan oyuna girenlerle beraber yalnızca 2 kişi sarı kart görmemiş. Fenerbahçe'de ise 4 kişi sarı kart görmüş.

İnsanlar Lugano neden atılmadı diye soruyor. Evet soruyorsunuz, haklı da olabilirsiniz. Peki bu kadar doğrucu davutu oynayacaksınız bir kere de Gaziantep'in atılmayan oyuncularından, Hüseyin Göçek'in Fenerbahçe'nin penaltılarını vermediğinden neden bahsetmiyorsunuz? İnanın hiç samimi değilsiniz... Ben Lugano'nun atılması gerektiğini söyleyecek kadar futbolseverim ancak siz Lugano'nun atılmasını söyleyip Antepli Emre'nin ilk yarı bitmeden kırmızı kart görmesi gerektiğini söyleyemeyecek kadar at gözlüklü insanlarsınız.

Golden sonra tribünlerde olaylar çıktı. Antep yede kulübesinden başta Tolunay kafkas ve bazı oyuncular Fener taraftarına el kol yapıyor. Hürriyet'te yazdığına göre Fenerbahçe tribünlerinden bir tabure atılmış. Evet tabure Fenerbahçe tribünlerinden atıldı. Ama yedek kulübesinin yanında duran taburenin tribünde ne işi vardı acaba? Ben sizin kafanıza tabure atarsam sizde tutup tabureyi bana geri atmaz mısınız? Bunda bile insanlar ne kadar Fenerbahçe düşmanı olduğunu ve kulübün ceza alması için yalan haber bile yapmayı göze aldığını görebilirsiniz.

Olaylı maçın ardından uzatmalarda gelen golle galibiyeti kazandık. Ve bu yazının başında dediğim gibi belki de bize şampiyonluğu getirecek. Artık tek yapmamız gereken Trabzon'un puan kaybetmesini beklemek. Gazamız mübarek olsun.

Not: Antepli oyuncuların dün sahada gösterdiği performansı ilerleyen haftalarda da görmek dileğiyle...!

Cuma, Nisan 15, 2011

Dile kolay, tam 96 can...

Takvim yaprakları 15 Nisan 1989'u gösteriyordu. İngiltere'nin Sheffield kentindeki Hillsborough Stadı'nda oynanacak FA Cup yarı final maçında Nottingham Forest ve Liverpool karşı karşıya geliyordu.

Maça yoğun katılımın olacağı düşünüldüğünden sürekli uyarılar yapılıyor, bileti olmayanların stada girmek için zorlamamaları ve bileti olanların da maç başlamadan en geç 15 dakika önce yerlerini almaları isteniyordu. Karşılaşma 15.00'te başlayacaktı. Liverpool'lu taraftarlar, maçtan yarım saat önce turnikelerin önünde toplanmaya başladılar ve içeriye girmek için acele ediyorlardı. Taraftarların stada girmeye çalıştığı yer oldukça dardı ve yüklenmeler sonucu yığılmalar oluşuyordu. Arka taraftaki insanların stada girmek isteğiyle ön tarafa doğru oluşturduğu baskı, ilk sırada yer alan taraftarlar için tehlikenin habercisi gibiydi.


Bu arada futbolcuların sahaya çıkmasıyla dışarda kalan taraftarlar, maça girmek için neredeyse birbirlerini ezeceklerdi. Binlerce taraftar stada girmeye çalışırken artık çığlık sesleri iyice yükselmeye başlamıştı. Bir Liverpool taraftarının stadın dışındaki büfenin üzerine çıktığını gören polisler, seyirciyi oradan indirmek üzere kapıyı açtı. O andan itibaren açık turnikeden içeri girmek isteyen seyirciler yüklenmeye başlayınca, tel örgülerden dolayı kaçış noktası olmayan ön taraftaki taraftarların sonunu hazırlamıştı. Polisler bu kez "yoğunluk azalsın" diye stadyumun C kapısını da açınca dünya futbol tarihinin en büyük facialarından biri yaşandı.

İnsanların ölüm kalım mücadelesi verdiği sırada maç başlatılmıştı. Ancak artık tellerden taşan insanlar nedeniyle hakem 6. dakikada maçı durdurmak zorunda kaldı ve bilançonun ne kadar ağır olduğu işte o zaman ortaya çıktı. Tam 96 kişi yaşamını yitirmiş, yaklaşık 760 taraftar ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı. Hayatını kaybedenleri hepsi Liverpool taraftarıydı ve ölenler arasında kırmızı-beyazlıların şu anki kaptanı Steven Gerrard'ın kuzeni de bulunuyordu. Polislerin olayı geç fark etmesi ve yardım ekiplerinin gerekli malzemeye sahip olmaması facianın boyutunu artırmıştı.


Bu olayla beraber İngiliz Futbol Federasyonu, statlardaki tel örgüleri kaldırmış ve seyircilerin yerlerini terk etmesine yasak getirmişti. Ayrıca bu facia sonrasında kurulan araştırma komitesinin hazırladığı Taylor Raporu, İngiltere’de ve hatta tüm dünyada tribünlerin yeniden düzenlenmesine yol açtı.

Daha da ilginç olanı ise olaydan bir sonraki gün The Sun gazetesi, ana sayfasında "İşte gerçekler" başlığıyla; Liverpool taraftarlarının ölülerin cüzdanlarını çaldıklarını ve görevini yapmaya çalışan polislere saldırdığını yazarak büyük bir iddia ortaya attı.
 
Liverpool camiası ise bu faciaya neden olanların cezalandırılmamasının "asıl gerçekler" olduğunu 22 yıldır söylemeye devam ediyor.

Bu yazım 15-04-2011'de sporx.com'da yayınlanmıştır.


Çarşamba, Nisan 13, 2011

Frankfurt tribünleri "Pippi" ile kopuyor!






Başlıktan yalış anlaşılmasın, Pippi Langstrumpf İsveç yapımı eski bir çocuk filmidir. Ama film müziğinin bir nakaratı var ki Eintracht Frankfurt tribünleri de bunun hakkını veriyor :) Werder bRemen'le oynadıkları maçta kale arkası tribünlerinde bulunan taraftarların görüntüsünü tekrar tekrar izlemeye doyamadım. Yalnız sadece alt tribünleri görüyorsunuz ancak üst kattakiler de tezahurata katılıyor.




Salı, Nisan 12, 2011

Karizmayı Bilgi Üniversitesi'nde çizdik!

video


Dediler ki Bilgi Üniversitesi'nde Beşiktaşlılar ödül töreni yapıyormuş, Quaresma'ya plaket vereceklermiş. Bizim çocuklarda ziyarette bulunmuşlar. Bazı Beşiktaşlılar diyor ki yok bastıktan sonra kaçtılar falan. Biz hemen hemen her okulda varız. O zaman yapın iade-i ziyaretinizi görelim kim nereye kadar kaçıyor. Dikkat edin yakınlarda karakol da yok.

Chelsea iç saha ve kaleci forması / 2011-12


Chelsea gelecek sezon giyeceği iç saha formasını ve kaleci formasını resmi sitesinden yayınladığı tanıtım videosuyla kamuoyuna duyurdu.

Biz Liverpoolluyuz ancak Chelseali arkadaşlar öğrensin, cahil kalmasın diye yazalım dedik :) Beğendim formanızı gençler...


Carrol & Skrtel...WTF!?!?

Dün Liverpoolumuz kendisinden beklediğimiz galibiyeti alarak bizleri sevince boğdu. Kasımpaşa'nın artık ligde kalmasının imkansız hale geldiği akşamda, birazcık yüzümüzü güldürdü ancak yukardaki görüntüler kafamızda soru işaretleri bıraktı.

Mücadelede 2 gol atarak yıldızlaşan yeni forvetimiz Carrol fırsatçılığını Skertel üzerinde de konuşturmak istiyor. Garibim Skertel'ın da bir şeyden haberi yok.

Umarım fotoğraftaki sahneler sadece tesadüf veya bir duran top organizasyonu sonucu oluşmuştur. Yoksa...! Aman allahım...

Pazartesi, Nisan 11, 2011

Paragöz F.Bahçe yönetimi iş başında!

Geç bile kalmıştınız. Bu kadar beklemenize bile şaşırmıştım aslında. Nasıl olurda bütün sezon 33 liradan bilet satmıştı bizim yönetim anlayamıyorum. Ve nihayet özünüze döndünüz... Biletler Bursa maçıyla beraber tekrar 44 Lira'ya çıkmış durumda.

Geçen sezon 55 Lira'ya kadar çıkan kale arkası bilet fiyatlar, gelen tepkileri biraz dindirmek ve bomboş kalan tribünleri biraz olsun normaline getirmek için 22 liraya kadar indirilmişti. Bu sezon ise 33 liradan başlayan satışlara taraftar ses çıkartmamış, "hadi bu sene böyle olsun" demişti. Ancak şampiyonluk yarışının kızıştığı son haftalarda Fenerbahçe yönetimi gerçek yüzünü tekrar ortaya koydu. 

Gaziantepspor maçının bilet fiyatları 44 lira olarak açıklandı. Taraftarların son haftalarda takımını desteklemek için gelmek isteyeceği günleri paraya çevirme derdinde olan Fenerbahçe yönetimi bu durumdan bile maddi çıkar sağlamayı düşünüyor. Ne denir ki bu adamlara artık? Ar damarı çatlamış, paragöz pislikler! 

Bir gün o çok değer verdiğiniz kağıt paralarının içinde geberirsiniz inşallah. Kefeninize cep yaptırıp burdan kazandığını paraları içine koyucam, ama sizin aptal yönetimleriniz yüzünden kaçan şampiyonluklarında bedelini ahirette birileri sorsun size.

Zagreb'te Adnan Sezgin vakası!



Hırvat futbolunun önde gelen takımlarından Dinamo Zagreb, bu aralar oldukça sıkıntılı günler geçiriyor. Kulübün taraftar gruplarından "Bad Blue Boys" üyeleri, kulübün patronu Zdravko Mamic'i protesto amacıyla eylem yapmaya başladılar.

Taraftarlar kulüp stadının önünde kurdukları çadırlarda kalarak tepkilerini gösteriyorlar. Ayrıca Mamic'in görevinden ayrılana kadar maçlara gitmeme kararı alındı.

Zdravko Mamic'in transfer politikalarını ve kulübü diktatör gibi yönetmesinden yakınan taraftlar geçtiğimiz günlerde eylemlerine başladılar. Mamic'in kulübü kendi özel işlerine alet etmesinin ardından iyice sabrı taşan Hırvat taraftarların başlattığı protestoya ilk gün 200 kişi katıldı.

Olay yerine gelen polis ekipleri, taraftarları çadırlarından çıkarmaya çalıştı ancak başarılı olamadılar. 3 taraftarın gözaltına alındığı gecenin sonunda eyleme katılanların sayısı gün geçtikçe artıyor.

Hırvat liginin bitimine 6 hafta kala şampiyonluğu büyük ölçüde garantileyen Dinamo Zagreb patronu Zdravko Mamic, anlaşılan o ki taraftarları lig kupasıyla da kandırmayı başaramayacak.

Ülkemizde ise Galatasaray'ın eski sportif direktörü ve ikinci başkanı Adnan Sezgin'in transfer politikalarından şikayetçi olan sarı-kırmızılı taraftarlar, kulübün çöküşündeki asıl sorumlu olarak tecrübeli yöneticiyi gösteriyorlardı. Uzun süre taraftarların istifasını istediği Adnan Sezgin geçtiğimiz aylarda görevinden ayrılmıştı.

Bu haber 11-04-2011 tarihinde sporx.com 'da yayınlanmıştır.