Pazar, Şubat 27, 2011

İyi ki doğdun !

İyi ki doğdun ve bir zamanlar iyi ki varmışsın... Senin adından korkanlara inat, heryerde avazımız çıktığı kadar seni anmaya devam edeceğiz. 

Cumartesi, Şubat 26, 2011

B.Münih-Dortmund: 1-3



Hakem haklı beyler

Bozbaykuşlar'ın G.Saray maçında açtığı esprili pankart

Çakma dünya kulübü

Sene 2009... Beşiktaş'ın Fulya tesislerinin ana karargahı diyebileceğimiz "Şan Ökten Kamp Tesisi". Fulya'nın benim için ayrı bir yeri var. Bu yazıyı da o yüzden yazıyorum zaten yoksa bir F.Bahçeli olarak fazla ilgileneceğim konu değil.

Benim spora başladığım yerdir Fulya tesisleri. Oranın ilk yıkılmaya bayladığı dönemlerde içimden bir parça kopmuştu sanki. Orda ki anıların hepsi hafızalarımızda kalıcak artık.

Konuya gelecek olursak, yukardaki fotoğraf 2009 yılında çekildi. Ana karargah diye nitelendirdiğimiz yerin halini görüyorsunuz. Aşağıdaki fotoğrafları da ben geçen hafta çektim. Sene 2011... Yıldırım Demirören "Beşiktaş'ı dünya izliyor" diye dursun. Siz Beşiktaş kulübünün geleceğinin konteynırların içinde soyunup,giyindiğine şahitlik edin...




Böyle mi dünya kulübü olunuyor ?

Fotoğraflar tarafımdan çekildi. İzinsiz kullanmayınız.

Perşembe, Şubat 24, 2011

Denize döküldük!


Büyük umutlarla başlamıştık maça. Yunanistan'da devirdiğimiz Olympiakos'u seyircimizin önünde yenme ihtimali oldukça yüksek bir varsayımdı. Ama oyuncuların bu kadar isteksiz olacağını düşünmemişti hiçbirimiz.

Oyun içerisinde sabit bir performansı bir türlü yakalayamadık. Özellikle Jasi ve Ukic'in takımı bir türlü taşıyamaması ve hücumlardaki kötü seçenekleri, 3. çeyreğin ortalarından itibaren 12 sayıya kadar çıkardığımız farkın erimesine neden oldu.

Avantajlı durumdayken gruptan çıkma şansımızı son maçta kazanma umutlarına bağladık.  Bugün yaptığımız bu kötü savunmayı gruptan çıktığımız takdirde ilerleyen maçlar sergilersek hiç çıkmayalım daha iyi derim. Nevan'ın takımı uyandırıp kendine getirmesi gerekiyor Valencia maçına kadar. Özellikle kaptan Ömer'in bu toparlanma sürecinde önemli rol oynaması gerekiyor. Aksi halde durumumuz vahim.

Sivas'ın yeni transferi Lennox

Sivasspor'lu Cihan Yılmaz'ın Bulldog'u "Lennox"

Çarşamba, Şubat 23, 2011

Mert Günok'un acı kaybı

F.Bahçemizin genç kalıcisi Mert Günok'un annesi vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. Başta Mert'e ve tüm ailesine sabır diliyorum.

Pazartesi, Şubat 21, 2011

Alem yıldız görsün !


Bir derbi öncesi klasik şeyler yaşıyorduk birkaç gündür... Guti-Alex kıyaslamaları, futbolcuların değerlerinin karşılaştırılması, iki takımın toplam değerinin ne kadar ettiği vesaire. Bilindik medya işleri.

F.Bahçe maçtan önce favori gözküyordu. Fakat Siyah - Beyazlıların yıldızları insanın gözünü korkutmuyor değil. Üstüne Gökhan Gönül'ün sakatlığı, Emre'nin durumunun kritikliği, Dia'nın ağrılarının olması eklenince ağır bir yenilgiye uğrayacağımızı düşünmedim değil. Ancak kadroların açıklanmasıyla korku yerini umuda bıraktı.


Maçtan önce konuşmalarda ilk 15 dakika gol yemezsek ortada bir karşılaşma olur aksi takdirde fark bile yeriz dedim. Evet itiraf ediyorum söyledim bunu. Çünkü karşımızda yaralı bir takım vardı ve Beşiktaş camiasında bıçak kemiğe dayanmış durumda olduğu için kaybedecek pek bir şeyleri yoktu.


Fakat mücadeleye hızlı başlayan taraf biz olduk. Özellikle Dia sol kanattan yaptığı bindirmelerle Ekrem Dağ'ı adeta maymuna çevirdi. Aslında bunu Mehmet Topuz'dan da bekliyordum. Çünkü İsmail defansif yönü neredeyse olmayan bir oyuncu ve son haftaların formda ismi Mehmet'in orayı koridor yapacağını düşünüyordum. Ama bunda İsmail'in diğer maçlara göre ileriye nadiren çıkmasınında büyük önemi vardı. Büyük ihtimalle Schuster'in uyarısıyla tüm maç boyunca orta sahayı çok fazla geçmediğini söyleyebiliriz.




Niang ise ikili mücadelelerde hem Toraman'a karşı hemde Ferrari'ye karşı çok üstündü. Her topu indirip, adam geçti. Özellikle 60 metre sürdüğü bir top var ki gol olsa şahane olabilirdi. Kaçırdığı pozisyonları değerlendirebilse bu gecenin ikinci yıldızı olabilirdi.


Emre ise bugün sahada yoktu neredeyse. Ama ağır bir sakatlıktan çıktı ve tam olarak iyileşmeden oynadı. O yüzden bu performansıyla onu yargılamamız insafsızlık olur. Ayrıca maç boyunca 1 kez bile hakeme itiraz etmeyişini gözardı etmek olmaz. Hakeme itiraz eden arkadaşlarını olay yerinden uzaklaştırması da cabası.


Selçuk ise bu sefer golü atmasada, ilk golde çok büyük katkısı var. Bu adamı duran toplarda önemsememenin cezasını daha ne kadar çekicek bu kulüpler bilmiyorum. Ama bu gol sonrası Selçuk gene sözleşme yenilerse hiç şaşırmayın. Adam bütün sezon yatıyor, derbilerde ya kafa golü yada uzaktan garip şutlarla gol atıp gelecek sezonda kadrodaki yerini koruyor. Gerçekten çok değişik bir herif.


Yobo ve Lugano bugün gene kusursuz oynadılar. Kademelerde ve içeriye kesilen toplarda ki adam paylaşımlarını gayet doğru bir şekilde yapıyorlar. Gökhan'da Emre gibi sakatlıktan yeni çıktığı için çok fazla verim sağlayamadı fakat yine de elinden geleni yapmaya çalıştı.


Santos ise erken gördüğü kartın cezasını maçın devamın basit çalımlar yiyerek çekti. İkinci sarıyı görmemek için çoğu pozisyonda müdahalelerde çekingen davrandı ve buda zaman zaman kalemizde tehlikeli pozisyonlar oluşmasına neden oldu.




Volkan'a burada artı bir parantez açmam gerektiğini düşünüyorum. Çünkü durum 2-1'ken Almeida'yla karşı karşıya kaldığı pozisyonda yaptığı kurtarış maçın dönüm noktası oldu. Orada golü yeseydik büyük ihtimalle ağır bir yenilgi alacaktık. Tartışmasız Türkiye'nin en iyi kalecisi.




Ve gelelim büyük insana. Ona insan demek hakaret aslında ama böyle bir adam için ne desek az. Gecenin gerçek yıldızı Alex De Souza. 1 asist, 3 gol... Maçın en kritik anlarında sahneye çıktı. Hep olması gereken yerdeydi. Tam umutların tükendiği anda gemisini öyle bir sırtladı ki kaptan, belki de şampiyonluk kapısını araladı bize bu gece. Bu kulüp ona çok şey borçlu. Ve gün geçtikçe borçlanmaya devam ediyor. Sen bizim en güzel efsanemizsin Alex.




Son olarak Cüneyt Çakır'a sallayan Beşiktaşlı taraftarlara ve Mete Düren'e bir şeyler söyleyeceğim. Maç 1-0; Ekrem Dağ, Niang'a sarı kartlık bir şekilde giriyor. Ve ikinci sarıdan kırmızı kartı görmesi gerekiyor. Fakat hakem kart göstermiyor. Hemen sonrasında Ekrem gelip kalemize şık bir gol atıp durumu 1-1'e getiriyor.


Sonrasında maç 2-1 Beşiktaş lehine olduğu sırada Ferrari bir duran topta Lugano'yu kündeye getiriyor. Bariz penaltı. Ne orta hakem, ne de yan hakem vermiyor penaltıyı...


Peki soruyorum Beşiktaşlılar hangi karara isyan ediyor ? 4-2 olan maçta 80. dakikada Gökhan Gönül'e niye kırmızı verilmedi diyip yenilgiyi buna mı bağlamak işinize gelen. Yoksa mağlubiyeti kabullenip tebrik etmek mi ?

Cumartesi, Şubat 19, 2011

Beşiktaş - F.Bahçe maçı öncesi notlar



* Zorlu derbi öncesinde F.Bahçe’nin kadrosunda bulunan futbolcuların tahmini toplam piyasa değeri 258 milyon 661 bin TL, Beşiktaş’ınkiler ise 222 milyon 19 bin TL. Ayrıca derbi için İnönü Stadı’ndaki en ucuz bilet fiyatı da 90 TL.


* Derbide 2021’i emniyet mensubu, 870’i de özel güvenlik görevlisi toplam 2891 kişi güvenliği sağlayacak. Bu arada 15 polis ve 116 stat kamerası ile tespit çalışması gerçekleştirilecek. Maçta 254 gazeteci görev yapacak. Karşılaşmayı 2’si Portekizli toplam 4 yabancı medya mensubu da takip edecek.

* Siyah - Beyazlılar, bu sezon Avrupa Ligi’ndeki maçlarının hemen ardından Süper Lig’de yaptığı 8 karşılaşmadan sadece 2’sini kazanabildi, Beşiktaş, Avrupa dönüşü toplam 15 puan yitirdi.

* Beşiktaş, öne geçtiği 8 maçı da kazanırken, geriye düştükleri 13 karşılaşmadan sadece 1’inde 3 puana ulaşabildi.

* Alex’in Beşiktaş’a 9, Bobo’nun da Sarı - Lacivertlilere 6 golü bulunuyor.

* Ezeli rekabette şubat ayında yapılan toplam 21 maçtan 10’unu Beşiktaş, 5’ini Fenerbahçe kazandı.

* Beşiktaş ile Fenerbahçe arasındaki son 10 maçta Sarı - Lacivertliler 7, Siyah - Beyazlılar 2 galibiyet alırken, sadece son randevu berabere sonuçlandı.

* Ezeli rakiplerin son 10 randevusunda Fenerbahçe 16, Beşiktaş ise 13 gol attı.

* Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında yapılan son 25 maçta hakemler toplam 18 kırmızı, 135 de sarı kart kullandı.

* F.Bahçe, ezeli rakibi Dolmabahçe’deki son 5 lig maçından 4’ünde yendi.

* İki takım arasında İnönü Stadı’nda yapılan son 10 lig maçında Fenerbahçe 6, Beşiktaş 4 galibiyet aldı.

* Fenerbahçe, Aziz yıldırım’ın başkanlığı döneminde Beşiktaş ile yaptığı 35 maçın 16’sını kazandı, 13’ünü yenilgiyle tamamladı.

* Beşiktaş Yıldırım Demirören yönetiminde, Fenerbahçe ile yaptığı 19 maçtan 6’sını kazandı, 9’unu kaybetti.

Cuma, Şubat 18, 2011

Bizim anneler belli de !?!?



Beşiktaş, geçen akşam Uefa Avrupa Ligi'nde Dinamo Kiev ile sahasında karşılaştı. İnönü'deki karşılaşma 1-4 Ukrayna ekibinin galibiyetiyle sonuçlandı. Siyah Beyazlı taraftarların duygularını anlayabiliyorum. Çünkü daha sene başında bizde ummadığımız mağlubiyetler sonucunda Avrupa defterini erken kapattık. 


Takım yıldız oyuncularla donatılmasına rağmen kendi evinde aldığı bu yenilgi, büyük olasılıkla Beşiktaş'ın elenmesine neden olacak. Teknik direktör Schuster'in maç sonu yaptığı açıklamalarda cabası... Fakat anlamadığım bir nokta var. Ben F.Bahçe'liyim. Beşiktaş Türk takımı ve  Avrupa'da yer alıyor diye onları neden tutmak zorunda oluyorum ? He birde diyorlar ki; "Tutmasan bile rakip takım lehine konuşma" sanane birader ?

Bu kadar milliyetçi bir kafa tasına sahip olsam Türk milli takımını tutar başkada takım tutmazdım. Hayır işin ilginç yanı daha düne kadar F.Bahçe, Yunan takımı Paok'la eşleştiğinde " Onlar bizim kardeşimiz, yapacak bir şey yok. Paok yensin" diye mavra yapanlar, şimdi gelmişler "Kiev'e yenilmemize sevinenler annenizin adı Natasha mı?" diye laf soktuklarını zannediyorlar. Be evladım o zaman sana sorarlar; "Sizin annenizin adı Afrodit miydi de Paok'u tuttunuz ?"

Yada 2007 senesinde F.Bahçe, Şampiyonlar Ligi çeyrek finali'nde İngiliz ekibi Chelsea ile karşılaştığında yukarda ki fotoğrafı çektirenlerin annesi kaçıncı Elizabeth ?

 F.Bahçe ile karşılaşacak olan Chelsea'yi havaalanında G.Saraylı taraftarlar karşılıyor

Milliyetçilik adına yapılacak sahte "Ben Fenerliyim ama Kiev maçında Beşiktaşlıyım" demeçlerine hiç ama hiç gerek yok. Aynı söylem tam tersi durumlar içinde geçerli. Ligde bıraksalar birbirlerini gırtlaklayacak herifler, Avrupa'ya gelince birden milli duyguları kabarıyor. 

Herkes biraz içinden geldiği gibi davransın yeter. Ben F.Bahçe'den başka hiç bir takımı tutmam. Taa ki birisi neden tutmam gerektiğini bana mantıklı bir şekilde anlatana kadar !

Perşembe, Şubat 17, 2011

Gelmedi senin gibisi...

Sen gittiğinden beri, senin attığın gollerin tadını hiçbir forvet yakalayamadı. 

Takvim yaprakları 12 Temmuz 1998'i gösteriyor. 98 Dünya Kupası'nın final mücadelesinde ev sahibi Fransa ve Brezilya karşı karşıya geliyordu. Mücadelenin oynanacağı günün sabahı Ronaldo odasında baygın bulunuyor. Teknik direktör Mario Zagallo bu durum karşısında genç golcüsünü 11'den çıkarır ve kadrolarda Ronaldo'nun adı yoktur. Fakat sponsor Nike'ın baskıları sonucunda Ronaldo kötü durumda olmasına rağmen oynatılmıştır. Maç sonunda gülen taraf 3-0'la Fransa olurken dedikoduların ardı arkası kesilmiyordu.

Kimisi Ronaldo'nun stresten dolayı sinir krizi geçirdiğini, kimisi Brezilyalı oyuncuya komplo kurulduğunu iddia eder durur. Fakat olayın iç yüzü halen aydınlatılamamaşıtır.

Pazar, Şubat 13, 2011

" ...... bizim, kupa bizim ! "

Yazının başlığındaki noktaları doldurmak için beklemedeyiz !
Elinize sağlık... Formanın hakkını verenler Kayseri'de de yalnaz kalmadı...
Fotoğrafa tıkla büyüsün...

F.Bahçe-Kayseri maç öncesi notlar..



Fenerbahçe ile Kayserispor arasında oynanan 31 maçta Fenerbahçe 19, Kayserispor 5 galibiyet alırken, 7 maç da berabere sonuçlandı.

Sezonun ilk yarısında yapılan maçı ise Kayseri 2-0 kazandı.

Maçla ilgili ilginç bir not ise; iki takım arasında 20 Kasım 1994 tarihinde İstanbul'da yapılması gereken maç, Fenerbahçe'nin cezası nedeniyle İzmir'de oynanmış ve Fenerbahçe sahadan 8-1 galip ayrılmıştı.

Ayrıca Fenerbahçe, lig tarihindeki en farklı skorlu galibiyetlerinden 2'sini Kayserispor karşısında elde etti.

8-1'lik maçın dışında, 2004-2005 sezonunda, 20 Şubat 2005 tarihinde Saracoğlu'nda yapılan maçta da 7-0 galip gelen taraf F.Bahçe olmuştu.

Fenerbahçe ile Kayserispor arasında ligde yapılan son 10 maçta alınan sonuçlar:

2005-2006 Kayserispor-Fenerbahçe 1-0

2006-2007 Fenerbahçe-Kayserispor 4-1 / Kayserispor-Fenerbahçe 2-2

2007-2008 Kayserispor-Fenerbahçe 2-1 / Fenerbahçe-Kayserispor 2-1

2008-2009 Fenerbahçe-Kayserispor 1-4 / Kayserispor-Fenerbahçe 0-2

2009-2010 Kayserispor-Fenerbahçe 1-1 / Fenerbahçe-Kayserispor 2-0

2010-2011 Kayserispor-Fenerbahçe 2-0 /

Cuma, Şubat 11, 2011

Liverpool 1977



Görüntüler Liverpool'un Avrupa Kupası'nı aldığı 1977 senesinden... Çeyrek final mücadelesi ve Kırmızılar Fransa ekibi St. Etienne ile karşılaşıyor.





Liverpool'un o sene kadrosunda sadece 2 tane yabancı oyuncu vardı ki, onlardan birtanesi Galler'li, diğeri de İrlandalıydı. Yani Takımın neredeyse tamamı İngilizdi. 


Bob Praisley yönetimindeki İngiliz devi o sene Avrupa Kupası'nın yanında UEFA Kupası'nı da müzesine götürmüştü. Final maçından Liverpool galip çıktıysa bunda en büyük pay kaleci Ray Clemence'nindi.


Ray Clemence
Phil Neal
Joey Jones
Tommy Smith
Ray Kennedy
Emlyn Hughes  ( k )
Kevin Keegan
Jimmy Case
Steve Heighway
Ian Callaghan
Terry McDermott
Peter McDonnell
David Fairclough
David Johnson
Alan Waddle
Alec Lindsay


Roma'daki finalde giyilen formalar orjinaline sadık kalarak yenilenmiş ve satışa sunulmuştu.



Alttaki video ise Borussia Monchengladbach ile yapılan finalin görüntüleri... Kırmızılar maçı 3-1 kazanıyor.


Bir futbolcudan daha fazlası

Bir dönem Ternana'da top koşturan Miccoli'ye taraftarların açtığı pankart

Fabrizio Miccoli yıllarca büyük takımlarda top koşturmuş, yetenekli olmasına rağmen oynadığı kulüplerde daha üst seviyede yıldızlar olması nedeniyle hep 2. planda kalmış bir futbolcu. Böyle bir oyuncunun neden yok denecek kadar az sayıda milli formayı giydiğini de siyasi olaylara bağlamamız eminim ki bizi haksız çıkarmaz.   


İtalyan futbolcu hem siyasi duruşu, hemde futbolu bakımından sevdiğim nadir oyunculardan bir tanesidir. Geçen sezon Juventus maçından önce yaptığı " Juve'yi Fiat çalışanları için yeneceğiz " açıklaması günlerce medyayı meşgul etmişti. Nedeni ise; Juventus hisselerinin bir çoğunun sahibi olan Fiat markasının sahibi Agnelli ailesi, daha fazla kâr etmek için 30,000 fabrika çalışanını işten çıkartmıştı.

Miccoli, "Sezon başından beri her maça kazanmak için çıktık ama çok farklı. Fabrika işçileri, Juventus'u onlar için yenmemizi istedi. Biz de halkın içindeyiz. O fabrikadan hayatlarını kazanan, ailelerini geçindiren insanlar da bizim dostumuz. Juventus karşısında onlar için galip geleceğiz" açıklamasını yapmış ve sözünün arkasında durarak golünü atmış, sadece Palermo'nun değil kovulan Fiat işçilerininde Juve karşısında sahadan galip ayrılmasını sağlamıştı.


Miccoli'nin sağ ayağındaki Che Guevara dövmesi

İşte o Miccoli, geçen haftasonu oynanan Lecce-Palermo maçında ilkyarının bitimine saniyeler kala takımına frikikten bir gol kazandırıyor. Ancak attığı gole sevinmeyi bırakın gözyaşlarına boğuluyor. Soyunma odasında da duygularına hakim olamayan Miccoli, 2. yarı oyuna girmiyor. Nedeni ise İtalyan futbolcunun hasta Lecce sempatizanı olması. Kolundaki Sarı - Kırmızı pazubandında bile "Ultras Lecce"nin baş harflerini taşıyan bir topçu.

O bir futbolcudan daha öte de birşey... O Fabrizio Miccoli





Perşembe, Şubat 10, 2011

Allahını seven dürüst olsun !



Kafayı yemek üzereyim arkadaş. Bir ben mi görüyorum gerçeği yoksa milletin işine mi gelmiyor bazı şeyleri görmek ?

Neden gerek Türkiye'de gerekse dünya'da futbol başta olmak üzere sporun içinde siyaset olduğunu kabullenemiyoruz ? Hayır, siyasetin en babasını yapıpta, karşıt görüşler biraz sivrilmeye başladımı " Aman ha ! Spora siyaset karıştırmayın, vallahi halimiz beter olur" moduna giriyor insanlar ?

 Dünya üzerinde varolan düzenlerin değişmesini direk veya dolaylı yoldan etkileyen 3 önemli ana etken vardır. Birincisi din, ikincisi siyaset, üçüncüsü SPOR'dur. Bu üçgenden sen neyi sebep göstererek spor'u ayrı tutmaya çalışıyorsun ? Spora siyaset karışırsa kirlenirmiş. Sence siyaset mi sporu kirletir yoksa kirli siyasetçi mi ?

Siyaset hayatın her alanında varolan birşeydir. Yaşadığın aşkta bile bazen siyasi manevralar yaparsın. Sen farkında değilsindir ancak siyaset insanoğlunun damarlarındadır. 

Ben yıllarca sporun siyasetle içli-dışlı olmasında sakınca görmedim, hala da bu şekilde düşünüyorum. Ama insanların asıl endişesinin spora siyasetin karışması olmadığını geç öğrendim. Vatandaşın ve taraftarın en büyük endişesi spora dönek Türk siyasetçilerinin el atmasıymış. Bunu düşündüğümde inanın ben bile irkildim.

Şöyle bir tarama yaptım da geçmişe doğru, Milli takımın Sedat Peker'ler tarafından yönetilmesi mi dersin, futbolcu transferlerinde siyasetçilerin aldığı etkin roller mi dersin. Eşeledikçe sonu gelmeyecek gibiydi bende bıraktım.

Fakat hiçbirşey beni kararımdan döndüremez. Bir maç öncesi İstiklal Marşı okunurken tribünlerde havaya kalkan eller ülkücü işaretleri, islam işaretleri vs işaretleriyle dolu oluyorsa hala, kimse bana gelipte Türk sporuna siyaset karışmasın demesin. 


İnanın hiçbir samimiyeti yok. Sen maç izlemeye gel, sonra İstiklal Marşı sırasında x bir işareti yap, ne o " bu benim kişisel görüşüm ". Ee bunun sahaya çıkan sporcuyla alakası ne ? Sonra bu adamlar spora siyaset karışmasın edebiyatı yapıyor...

Allahını seven dürüst olsun, marjinal olmaya kalkmasın. Babalar gibi desin ki " Evet usta Türk sporu dibine kadar siyasetin içindedir ve biz ancak kendimizi kandırıyoruz." 

Salı, Şubat 08, 2011

Bitirim Fenerliler...







Biz de çok iyi basarız Serdal(r)cım!

Geçen hafta ligde yaşanan hakem hatalarının faturası F.Bahçe'ye kesildi. Nedeni herkesin puan kaybettiği haftada bizim galip gelmemizdi zannedersem !?

Aksi halde ne olabilirdi ki başka ? Sadri Şener dün arkasına 1 gün önce açıklama yapan Serdal(r)'ı alıp "Biz hakem odası basmadık, Feneri yensek dağılırlardı" tarzında açıklamalarda bulunmuş. e yenseydin o zaman güzel adam. Niye yenemedin ? 2 hafta önce göte-parmak olduğun Aziz Yıldırım'ın hakem odasını basması üst üste 2-3 hafta puan kaybedince mi aklına geliyor ? Yoksa herkes sallıyor, "Bende birkaç kurşun sıkayım, bakarsın gökten bir elmada bize düşer" mi diyorsun ? Size bu saatten sonra gökten düşse düşse hamsi düşer Sadri başkan. Adnan-Aziz-Demirören'le takıla takıla sende o samimiyetinden uzaklaşmaya başlıyorsun.

Gelelim Fred'e... Yani Serdal(r) Adalı'ya... Küçük bey geçenlerde Karabük maçında yapılan hataları irdelemek için basın toplantısı düzenledi. Yalnız ne hikmettir ki basın toplantısında gazetecilere soruları Mete Düren sorduruyor, Serdal(r) cevaplıyordu. Yani Mete diyorki X gazeteciye " Bunu sor ", ismi lazım olmayan herifte soruyor. Bu nasıl toplantıdır çözemedim. Varsa çözen anlatsın !?

Konuşmalarına gelecek olursak, hakemi boklamaya çıktığı açıkça belli. Haklı da. Beşiktaş'ın bariz bir golü verilmedi. Bu konu üzerinden hakemin yedi ceddinin hatrını soran Adalı Karabük'ün de penaltısının verilmemesi için "O gol olur mu olmaz mı bilemeyiz" diyerek sıçmış, sıvama bölümüne geçmiştir. Madem bu kadar delikanlısın niye " Evet Karabük'ün de bir penaltısı, bir de Toraman'ın Kırmızı kartını es geçti hakem" demiyorsun ? Ardından da "Soyunma odasını en iyi biz basarız" diyerek içindeki holiganı ortaya çıkartmıştır.

Bu adamlar ağzına geleni söylesin, herkese kabadayılık taslasın, sonra tribünlerde kavga çıkınca Sporda şiddet Yasası gündeme gelsin. Gerizekalılar, siz önce her parası olan dangalağın, mafyanın yönetici olmasını engelleyin. Spor Akademilerinde Spor Yöneticiliği bölümünü bitirip, bu işin okulunu okuyanların günahı ne ?

Şimdi bu hafta Beşiktaş'ın maçına verirler Fırat Aydınus'u size güzel bir pansuman yapar olur mu ? Düdügünün topu bile Siyah - Beyaz olan hakemlerle daha huzurlu ve temiz bir lige kavuşuruz değil mi ?

2 hafta sonra kim daha iyi basıyor görücez Serdal(r) !

Not: Serdal Adalı'nın isminin sonuna (r) koyuyorum. Çünkü herife hala Serdar diyenler var, "Kim lan bu Serdal" demesinler sonra :)

Pazartesi, Şubat 07, 2011

F.Bahçe'yi yaşayan birisi; İslam Çupi!


"Şampiyon olmak mümkün, Fenerbahçe olmak imkansız"

İslam Çupi

O, F.Bahçe'yi tutmak veya sempati duymanın ötesinde, Fenerbahçe'yle  yaşıyordu.

Nur içinde yat!

Milli takımın yeni sponsorları ve detaylar

Bugün Milli Takımın yeni sponsoru olan Arko Men ve Sürat Kargo'nun imza töreni vardı. TFF Başkanı Mahmut Özgener'in yanı sıra Milli Takım futbolcularının katıldığı toplantı inanılmaz zevkli geçti. Özellikle kaptan Emre ve Volkan'ın söyleşisinde eğlenceli dakikalar yaşandı. Emre'nin " Bende zaten çok sakal çıkmıyor, Volkan dana aydınlatıcı bilgiler verebilir" demesiyle Swiss Otel'in toplantı salonu kahkahalara boğuldu. Futbolcuların ve Hiddink'in neşesinin yerinde olması ise dikkat çekiciydi.

Bu arada Serkan ve Servet'in ikili konuşmasına kulak misafiri oldum bir ara. Serkan , Trabzon-Fener maçı için "Adamlar önde olmasına rağmen tribünde inanılmaz bi baskı vardı" konuşmasına şahit olmuş bulunduk.

Bu arada Sabri'nin toplantı boyuncu tırnaklarının etleriyle oynaması bir tek benim dikkatimi çekti galiba :)

Fotoğrafların tamamı tarafımdan çekilmiştir.









Cumartesi, Şubat 05, 2011

Aman 'Şeytan' yapma !

Senin aran iyidir onla, ya sen konuş yoksa biz fena gider yapıcaz bu Azrail'e ! 
Geçmiş olsun 'Şeytan' Rıdvan