Perşembe, Aralık 30, 2010

Ankara'nın Taşına Bak - 1


soL haber portalında Ankaragücü spor kulübünde son dönemlerde yaşanan olaylar sonrası bir araştırma yapılmış. Anlaşılan geniş çaplı bir araştırma olacak ve bizde bu yazı dizisini görmeyen, duymayan kalmasın diye buradan sizlere iletelim istedik, umarım uzun diye okumamazlık yapmazsınız... Afiyet olsun efendim ;



Ankaragücü bir süre önce kirli bir operasyonla Gökçekgiller tarafından ele geçirildi. Başkent'in bu köklü takımının Gökçeklerin eline düşmesinde kulüp üzerinden sağlanan kaynağın yöneticilerin servetine servet katmış olmasının büyük payı var.
Son günlerde Ankaragücü’nde olup bitenler birçok futbolsever açısından kafa karışıklığı yaratmış durumda. Başkent’in köklü ve sevilen kulübüne geçen yıl Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek’in kulüp başkanı olması ve Ankaraspor ile Ankaragücü’nü birleştirmesi kararının yarattığı soru işaretleri hala akıllarda dururken, kısa bir süre önce kulüp yönetiminin kulüp hakkında icra davası açması belirsizliği artırdı.
Fakat yaşananların tozu dumanı arasında görünmeyen bir konuya dikkat çekmek zorundayız. Bu da Türkiye’de futbol yönetimlerinin yarattığı kirlilik ve futboldan sağlanan kaynakların yöneticiler tarafından servet kapısı olarak görülmesidir.
Kulübün yönetimini geçtiğimiz sene alan ve şu anda yönetim kurulu üyeliğine devam eden 10 yönetici ve 1 çalışan, geçtiğimiz haftalarda, Ankaragücü kulübüne icra davası açtılar. İddiaya göre, söz konusu 11 kişi kulübe borç para vermiş ve şimdi alacaklarının tahsil edilmesini talep etmektedirler. Bu isimler şunlar:

Nuri Elibol 7.902.574,00 TL
Seçkin Odabaşı 1.483.791,00 TL
Ömer F. Kalyoncu 638.711,00 TL
Yavuz Bulut 631. 254,00 TL
Necdet Kuzu 488.488,00 TL
Nadir Koç 2.598.347,00 TL
Mustafa Akan 9.790.670,00 TL
Mehmet Nükte 2.244.582,00 TL
Levent Çamur 3.059.114,00 TL
Ender Yurtgüven 1.753.628,00 TL
Ayhan Atalay 3.115.574,00 TL
Toplam: 33.706.733,00 TL

Bu tablo karşısında sorulacak birçok soru geliyor akla. Öncelikle, yukarıda adı geçen Ankaragücü yöneticileri kulübe borç verdikleri bu servet değerindeki parayı nasıl kazandılar? Kazandıkları bu trilyonların vergisini ödediler mi? Örneğin Ender Yurtgüven bir kulüp çalışanı olarak ne kadar maaş alıyor olabilir ki kulübe yaklaşık iki trilyonluk bir borç verebiliyor? (Ender Yurtgüven sorulardan bunalmış olacak ki geçtiğimiz hafta Ankaragücü’ne verdiği borcu hibe ettiğini açıkladı).
Nuri Elibol’un geliri ne kadar ki, yöneticiliğini yaptığı kulübe yaklaşık sekiz trilyon tutarında borç verebiliyor? Bir parantez de Nuri Elibol için açalım: Elibol emekliliğe kendi isteğiyle ayrılan bir binbaşı. Laikliği ve cumhuriyetçiliği ile bilinen bir TSK mensubu. Fakat ne oluyorsa borçlarından dolayı hacze uğramasıyla oluyor ve bir gün Melih Gökçek’le tanışıyorlar. Bu tanışmanın ardından Türkiye Gazetesi ve TGRT Televizyonu’nda “gazeteci” oluyor; kısa süre sonra da bu kurumun başına geçiyor.
Gökçek’in Tayyip Erdoğan ve AKP’nin yıpratılması için bir takım çalışmalar yaptığı ve kamuoyu yoklamalar hazırlattığı dönemde, Gökçek’le çok da sıkı fıkı. Dolayısıyla Elibol’un önüne gelen AKP ve Tayyip Erdoğan hakkındaki her haber Gökçek’e ulaştırılıyor. Elibol dünyanın en zengin gazetecisi oluyor, fakat kendi ismine kayıtlı hiçbir mülkü ve parası bulunamıyor. Ama İhlas Medya Grubu Ankara başkanı Elibol’un çocuklarına ait inşaat şirketleri olduğu biliniyor: Ulubol İnşaat Gıda ve Ticaret Ltd. Şirketi.
Elibol Ocak 2006’da söz konusu şirketteki bütün hisselerini oğullarına devretmiş ve Melih yürü ya kulum demiş. Elibol “ben müteahhitlik değil, gazetecilik yapıyorum, ihalelerle ilgim yok” diyor. “Hangi gazetecinin çocuğu iş yapmıyor” diyen Elibol, Dikmen Vadisi’ndeki projenin yüzde 56.56’sını, Batıkent’teki Parkvadisi Evleri projesinin yazde 50’sini oğullarının şirketinin nasıl aldığını açıklamıyor.
Dolayısıyla sormak gerekiyor: Elibol İhlas Holding’ten herhangi bir ücret alıyor mu? Aldığı bu ücret Ankaragücü’ne verdiği nakit borcu açıklamaya yetecek düzeyde mi? Yoksa Elibol’un bu cömertliğinin arkasında Gökçek’ten aldığı ihalelerin mi payı var?
Tuncer Kılıç bir köşede Elibol’la fısıldaşırken gazetecilerin sorusu üzerine, “geçmişte emrimde çalışan katıksız Atatürkçü bir subay” karşılığını veriyor. 1999’da maaşına haciz konduğu söylenen, şimdi ise dünyanın en zengin gazetecisi olan Elibol, Ankara’da yaşıyor ve Gökçek’le yakın dostluğuna devam ediyor.
Bütün bunlara bakınca şu sorular akla geliyor: Elibol binbaşı emeklisiyken nasıl bir medya grubunun Ankara sorumlusu olmuştur? Buradan maaş almadığı doğru mudur? Doğruysa Elibol neden çalışmaya devam ediyor ve nasıl geçiniyor? Emekli maaşıyla geçiniyorsa, Ankaragücü’ne nasıl 8 trilyon borç verebilecek serveti olabiliyor? Elibol’un kamudan talan ettiği devasa arsaları var mı? Bu arsalar üzerinde yapılacak konutların toplam bedelinin 260 trilyonun üzerinde olduğu doğru mudur? Elibol ile Gökçek arasında bir ortaklık var mıdır?
Gökçekler talanın üzerini örtmeye çalışıyor
Melih Gökçek, Ankaragücü kongresinde yapılan usulsüzlüğe değinmeyip, kulübün küme düşeceğini söylüyor. Gökçekgiller kulüple hiçbir resmi bağı olmayan Ankaragücü AŞ. adlı paravan bir şirket kuruyorlar ve henüz kendileri Anakaragücü yönetimine gelmemişler. Ankaragücü yönetimi derhal dava açıp, bu ismi kullanamayacağı yönünde bir tedbir kararı koydurmak istiyor. Dava görüşürken kongre gerçekleştiriliyor ve Gökçek yönetimi kulübü devralıyor. Davadan feragat ediliyor, şirketin sermayesi 50 bin liradan 5 milyon liraya çıkarılıyor ve ileride yapacakları operasyona zemin hazırlıyorlar.
Ankaragücü Spor Kulübü Ankaragücü AŞ’ye devredilmek isteniyor. Çünkü, Ankaragücü Derneği’nin tüzüğü ve statüsü yapmak istedikleri birçok şeyin önünde engel oluşturuyor. Örneğin, MKE kurucu kurum olarak Ankaragücü kongresinde ve yönetiminde belirli bir ağırlığa sahip. Tüzüğün sınırlamalarından kurtulmak ve MKE’nin ağırlığını tasfiye etmek için kulüp şirket bünyesine katılmaya çalışıyor.
Taraftara da el atan Gökçekgiller, Büyük Ankaragüçlüler Derneği’ni kurduruyor ve bazı kişilere taksi plakası dağıtarak taraftar gruplarını kendisine bağlamaya çalışıyor.
Henüz bir buçuk yıl önce Arsenal ve Manchester United gibi kulüplerde olmadığı iddia edilen tesislere sahip olduğunu iddia ettikleri Ankaraspor’u terk eden Gökçekgiller, yine kendilerine borçlandırıp batırdıkları Berlin Ankaraspor’dan da kaçarcasına kurtuluyorlar ve
Ankaragücü’ne göz dikiyorlar. On dört ayda 30 trilyon parayı ceplerine indirmek için.
Gökçekgiller’in Türk sporuna yaptıkları katkı bununla da bitmiyor. Bir sonraki yazıda devam edeceğiz.

2 yorum:

Ozan dedi ki...

aziz yıldırımın ankara şubesi desem kızmazsın dimi ? :)

TribunselSevda dedi ki...

Yooo katılırım bile :)