Salı, Haziran 15, 2010

"Haziran da Ölmek Zor"

Ne de hüzünle yazmıştır değil mi Hasan Hüseyin Korkmazgil ; " Haziran da Ölmek Zor ".Bu şiir Nazım Hikmet'in ölümü üzerine yazılmış bir şiirdir.Grup Yorum bestelemiş sağolsunlar ortaya dinlenesi bir eser çıkmış.

Peki Haziran'da ölmek niye zor ? Çünkü devrimcilerin çektiği bütün acılar neredeyse Haziran ayında olmuştur Türkiye'nin sosyalist geçmişinde...Ahmet Arif ve Orhan Kemal 2 Haziran'da hayat veda ederken Nazım Hikmet Ran 3 Haziran'da gözlerini son kez yummuştu.15-16 Haziran'da Türkiye İşçi Sınıfının ilk büyük ayaklanması gerçekleşmişti,Tikko davasında 10 kişi idama mahkum edilmişti Daha nice yiğitler kaybolup gitti aramızdan.



Bugün Haziran'ın 15'i o büyük ayaklanmanın ilk günü.Peki işçilerimiz neden ayaklanmıştı ? Sebebi Adalet Partisi ve  Cumhuriyet Halk Partisi işbirliği ile Sendikalar Yasasında değişiklik yapılmak istenmesiydi.Peki bu değişiklik neyi beraberinde getirecekti ? İşçilerin hakları kısıtlanacak sendikalar sayesinde kazandıkları bazı haklardan mahrum kalacaklar...En önemlisi bu yasa ile birlikte Türk-İş sendikasından DİSK'e geçişleri engelleyeceklerdi..Bunun sebebi Türk-İş'in devlet yalakası bir sendika olmasından kaynaklanıyor.Günümüzde de bu durum halen devam etmektedir...Anlayacağınız Türk-İş üyelerini gerçek bir sendika olan,gerçekten işçilerin  hakkını koruyan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na kaptırmaktan korkuyordu.Aynı şekilde devletin başındakilerde bu durumdan korkmaya başlamışlardı.Çünkü Türk-İş sayesinde uyuttukları işçilerin gözünü DİSK açıyor ve oyunları bozuluyordu.

Ancak DİSK bu duruma da müdahale etti ve genel grev kararı aldı 17 Haziran için bütün işçiler sözleşmişti...Bunun yanında Türkiye İşçi Partisi,yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine dava açmıştı....Ancak kitleler o kadar sabırsızdı ki 15 Haziran 1970'de bazı DİSK üyesi işçiler yürüyüşe geçti.Bu kıvılcım önce İstanbul'un belli başlı merkezlerine sıçradı ve bir alev topu gibi büyüdü.Kitlenin sayısı yüzbinlere ulaşınca Bakanlık daha ilk günden sıkıyönetim ilan etti.Ve bir çok DİSK'li yönetici ve işçi tutuklanarak yargılandılar.Onun dışında Kadıköy'de çıkan olaylarda 2 işçi yaşamını yitirdi.

Sonuç mu ? Olaylar olup bittikten sonra o dönemin CHP Genel Sekreteri olan Bülent Ecevit'te yasanın iptali için başvuruda bulundu ve Anayasa mahkemesi kararı iptal etti.

Türkiye İşçi Sınıfı ilk büyük eyleminden zaferle ayrıldı ancak bunun acısı 12 Eylül askeri darbesiyle soruldu.Yine de işçi sınıfının birlik olduğu zaman neler yapılacağı birilerine öğretildi ve ders niteliğinde bizlere kadar ulaştı bu direniş.Şimdiye baktığımızda işçi sınıfı tamamen sınıf bilincinden uzak ve kopuk bir şekilde hayatına devam ediyor...Yediği bütün darbelere rağmen sesini çıkartamıyor.Çünkü o öyle acılar çekti ki bir daha o günlere dönmek istemiyor.

Ancak bu şekilde ancak bugünü kurtarabiliriz.Sesimizi çıkartmayarak kendi hayatımızı kurtarabiliriz.Ya bizden sonrakiler ne olacak ? Onların karanlığa hapsolacaklarını bile bile susacakmıyız ? Gelecekte çocuklarımız,torunlarımız karanlık içinde kaldıklarında o zaman bize demezler mi " Siz,siz neden bir şeyler yapıp engellemediniz ? " O zaman ne cevap vereceğiz ?

Türkiye'nin geleceği için,bizim geleceğimiz için,gelecek nesiller için susma ! Haykır ! Paranın saltanatı varsa , halkın yumruğu var ! Sık yumruğunu ve çık alanlara ! Sık yumruğunu çık dağlara ! Ve indir faşistlerin,vatan hainlerinin suratına yumruğunu...İndir ki aydın bir ülkeye kavuşalım.Yoksa karanlığa hapsolmaya mahkumuz !

Selam Olsun 15-16 Haziran Direnişine !
Selam Olsun Türkiye İşçi Sınıfının Direnişine !
Selam Olsun Devrim Şehitlerine !
Yuh Olsun Faşizme ! 

Hiç yorum yok: