Çarşamba, Şubat 08, 2012

İlk şike deneyimim...



Yazının başlığını atarken aslında çok düşündüm. Böyle iddialı bir başlık atarsam insanların yazıyı okuduğunda hayal kırıklığı yaşayabilme ihtimali hayli kafamı bulandırdı. Ama biliyorum ki siz farklı çerçeveden bakacaksınız olaylara. E başlamasam mı ben yazmaya? (mecnun'dan alıntı)

Şike nedir? Neden yapılır? Ben şikeyi ilk kez 2001 yılında öğrendim. Ve daha o zaman öğrendim ki, bu lanet şey aslında sigara gibi. Bir kez yaptınız mı her defasında tekrarlamak istiyorsunuz. Kazanma hırsı ve istediğini elde etme arzusu insanoğlunun en zayıf noktasıymış, o sene anladım bunu. Soğuk bir gündü. Yine okulu astığım sabahlardan biriydi. O dönemler photoshop'u yeni yeni öğreniyorum. Kendime sahte doktor raporu hazırlayıp okuldan yırtıyordum aklımca. Çok sonradan öğrendim müdür yardımcısının raporların sahte olduğunu bilmesine rağmen beni sevdiği için ses etmediğini. Neyse, ben okulu asmış kapının önünde bekliyorum ('hangi kapı' deme anlayacaksın) ve birden o geldi. İçeriye girdik. Aslında tedirginim babam görürse diye ama kendimi rahatlatmaya çalışıyorum. Bir sürü bilgisayar var etrafta yan yana dizilmiş. O zaman anladım ki bu iş organize yapılıyor. Yani bir örgüt işi olabilirdi. Bulaştığım şeyin ne kadar kötü sonuçlar doğuracağını bilmiyordum. Rastgele bir bilgisayarın başına oturdum ve düğmesine bastım.

Kapıyı açan abi heyecanım ve tedirginliğimden anlamış olacak ki "nedir derdin genç?" dedi. İlk başta utandım, sıkıldım söyleyemedim. Ama içimdeki kazanma hırsına daha fazla engel olamadım ve niyetimi açıkça ifade ettim. Güldü, "bu muydu yani? Hallederiz" dedi bıyık altı gülümsemesiyle ve bilgisayarda bir şeyler yapmaya başladı. Hayallerim resmen gerçek olmuştu. "Ama bu yaptığın şike sayılır" dedi. Ne önemi var ki? Alt tarafı CM 01/02 oynuyordum. 'Add new manager' yapıp aynı ülkeden başka takımları kontrolüme alıyor ve bütün yıldız futbolcuları takımıma topluyordum. Bu da yetmemiş gibi şampiyon olabilmek için karşılaştığım takımları da maçtan 2 gün önce ele geçirip maça kalecisiz çıkartıyordum. Sonra gelsin goller, şampiyonluklar. Çok sonralar anladım ki bu yaptığım hiç doğru bir davranış değildi. Vazgeçtim. CM 03/04'ün çıkmasıyle beraber bu işlere bir daha kalkışmadım. Zaten o sene Kemal Aslan vardı kadroda. Gerçekte değil ama oyunda adam yardırıyordu be hafız. 2008'den beri FM oynuyorum. Ve artık bu tarz işlerle uğraşmıyorum. (Belki şampiyonluk son haftaya kaldıysa)

Bu illet benim hayatıma böyle girdi. Ancak ben irademi kullandım ve yendim. Eğer siz de bu yazıyı buraya kadar okuduysanız yüksek iradeye sahipmişsiniz demektir. Helal olsun demekten başka çarem yok. Çünkü bu yazıyı artık yazmış bulundum.

Benim adım Alican, şikeden anladığım budur.

Perşembe, Ocak 26, 2012

Allah Lig Tv'nin ne muradı varsa versin



İstanbul Büyükşehir Belediyespor karşısında oynadığımız aciz futbolun ardından hak ettiğimiz bir mağlubiyet aldık. G.Saray'ın geçen hafta yaşadığı puan kaybının ardından elde ettiğimiz avantajı kaybettik.

Maçı değerlendirmeyeceğim. Sadece Galatasaray maçı sonrasında yaşanan bir olaydan bahsedeceğim. Malum televizyon başındaki herkes zaten fark etti durumu ama konu F.Bahçe haricinde olunca gören gözler kör, duyan kulaklar sağır oluveriyor. Galatasaray taraftarı maçın skor anlamında kopmasından sonra önüne gelene giydirmeye başladı. 58. madde protestosuyla başladılar, Fenerbahçe'den devam ettiler en son Lig Tv'den çıktılar...

Tabii Lig Tv kısmı biraz uzun sürünce yayıncı kuruluş da maç esnasında sesi kısmak zorunda kaldı. Karşılaşma sona erdiğinde "Büyük Galatasaraylı" diye gösterilen Abdurrahim Albayrak Lig Tv mikrofonlarına konuşuyordu. Anlaşılan taraftarının Lig Tv'ye yaptığı protestodan dolayı utanmış olacak ki 534534 kere "Allah Lig Tv'yi başımızdan eksik etmesin. Digiturk olmasa biz ne yaparız. Transferlerin hali nice olur" diyerek bir anlamda özür (!) diledi.

Aynı kaypaklığı bizim yönetimimizden Nihat Özdemir de yapmıştı. Taraftarın Lig Tv dekoderlerini iptal ettirmek için kampanya düzenlediği bir ortamda çıkıp "Dekoder alın" diyen Nihat Özdemir için diğer takım taraftarları ağzına geleni söylemişti. F.Bahçe taraftarı da kendi yöneticisine bu söylemindne ötürü gereken tepkiyi vermesini bildi. Peki merak ediyorum. Galatasaraylılar "Büyük G.Saraylı" diye sıfatlandırdıkları Abdurrahim Albayrak'ın dünkü "yalama, yağlama" seansından sonra ne diyecekler? Hiçbir şey... Çünkü onlardan aksini beklemek aptallık olur.

NOT: Fotoğraf fotoşop değildir ;)

Perşembe, Ocak 12, 2012

Yiğit Gökoğlan: "O sarı lacivert renkler..."


Malumunuz Yiğit Gökoğlan artık Galatasaray'ın futbolcusu. Nasıl topçudur, ne gibi yetenekleri vardır onu G.Saraylı blogger arkadaşlar daha iyi değerlendirir. Bana göre G.Saray'ın Özer Hurmacı'sı, Gökhan Emreciksin'i olur. Zaman ne gösterir bilemeyiz...

Benim bahsetmek istediğim Yiğit'in ağzından anlatılan bir Fenerbahçe anısı... Mikrofonu genç futbolcuya veriyorum...

"Gol yollarında biraz şanssızım. Belki de benim yeteneksizliğimdir. Son oynadığımız Fenerbahçe maçının (geçen sezon 20. hafta) daha üçüncü dakikasında Yobo'nun ayağından topu çaldım. Karşımda kimse yoktu. Kendi sahamızda oynuyorduk. 3 bin Fenerbahçe taraftarı vardı. Volkan abi o tribünün önünde. Malum biraz da iri yapılı... Volkan abi birden bana doğru gelince genişledi, kale daraldı. Gittim, gittim... Fenerbahçe taraftarı üzerime yıkılıyormuş gibi oldu. O sarı lacivert renkler uçuşmaya başladı etrafta bir anda. Golü de atamadım zaten..."

Allah kimseye böyle bir travma yaşatmasın...

Yukarıdaki fotoğraf da o pozisyondan alıntıdır.

Pazar, Ocak 08, 2012

Forvete değil orta sahaya...


Ligin ikinci yarısına Orduspor deplasmanında alınan beraberlikle başladık. Ancak Orduspor maçında yaşadığımız bu puan kaybını tek sebebi forvet hattımızın etkisiz olması değil.

Transfer döneminin açılmasıyla birlikte Aykut Kocaman'ın da sık sık dile getirdiği gibi forvete takviye yapılması gündemden düşmüyor. Ancak görünmeyen bir sorun var ki bizi asıl yaralayan nokta burası. Ön libero mevkiisinde yaşadığımız sıkıntı kimsenin gözüne çarpmasa da takımın düşüşündeki asıl neden buradan kaynaklanıyor.

Selçuk Şahin'in sakatlanması, Emre Belözoğlu'nun geçirdiği zorlu süreç, Cristian'ın iyi başladığı sezona kötü devam etmesi ve Corinthians'a dönmek istediği videonun ortaya çıkması, Gökay'ın kayıplara karışması diye sayarken zaten ön liberoda oynayacak futbolcu kalmadı. Aykut Kocaman'ın Mehmet Topuz'u daha çok sağ kanatta kullanma isteği nedeniyle ondan bu bölgede yararlanamıyoruz.

Ligin en çok isabetli pas oranına sahip takımı olan Fenerbahçe'nin düşüşündeki başlıca neden orta sahadaki bu çöküş. Özer Hurmacı'nın yıllardır beklenen patlamayı bir türlü yapamamasının yanına Sezer'in de takıma adapte olamamasını eklediğimizde elle tutulur bir tek Alex kalıyor. O da orta sahanın bu çöküşünden etkilenince F.Bahçe'deki belki de en kötü istatistiğini sergiliyor.

Şubat ayına kadar takıma transfer yapılacaksa, öncelik olarak orta saha mevkiisi olmalı. Alper Potuk transferinin iptal olmasının ardından yerine bu açığımızı kaptabilecek kalitede bir oyuncu alınmalı. Ya da kayıplara karışan Gökay tekrar bulunup geçen sezon olduğu gibi takıma monte edilmeli.

Salı, Aralık 27, 2011

Serserilik "ayar"larımla oynama!


Bizim ülkemizde kahraman olmak o kadar kolay ki, birileri sırtını sıvazlayıp "sen aslansın, sen kaplansın" dese Viyana'yı tekrar kuşatacak insanlar var içimizde.

3 Temmuz'dan bu yana  birçok kahramanı tanıdık. Mehmet Baransu olsun, Ekrem Açıkel olsun hepsi Fenerbahçe düşmanı olarak ortaya çıktı. Ama bir isim vardı ki "içimizdeki İrlandalı" oldu. Aslında hiçbir zaman içimize girmedi ama birileri Lube Ayar isminin neyine kanarak ona bu kadar sahip çıktı bilemiyorum... Hoş Fenerbahçe taraftarının en hassas olduğu dönemde insanların duygusal zaaflarını iyi kullandı Lube Ayar. Kanal kanal dolaşarak F.Bahçe'nin hakkını koruyormuş gibi yapıp aslında kendi reklamını pazarladı herkese. İyi hatırlayın o tarihlerde, televizyona ne zaman çıksa bir dönem kendisinin haberini yaptığı Kelebek operasyonundan bahsetti. Sürekli olarak. Cümlelerinin arasında bir iki Fenerbahçe, bir iki Aziz Yıldırım sıkıştırdı sonra yine devam etti kendi reklamına.

Bugün geldiğimiz noktada Lube Ayar bazı F.Bahçeliler'in "Halide Edip Adıvar'ı" olmuş. Ben demiyorum bazı F.Bahçeliler ona öyle hitap ediyor. Ve bugün o Halide Edip Adıvar'ımız dedikleri insan F.Bahçe taraftarına televizyonlarda serseri diye hitap ediyor. Hedeflediği kitle "Genç Fenerbahçeliler". Serseri kelimesini onlara hitaben kullandığını bu camiayı bilen herkes anlar. Program sonrası twitter'dan "o anlamda demek istemedim"  demiş...

Ben de şimdi sana sonradan pişman olmak istediğim şeyler söylemek istiyorum. Benim yıllarca tribünde omuz verdiğim insanlara "serseri" diyen kendini bilmeze çok şey söylemek istiyorum. Ama dilim varmıyor. GFB'nin hatalarını, yanlışlarını belki onların içinden biri olarak en çok ben söylemişimdir, ben irdelemişimdir. GFB'den kimse zaten mükemmel bir grup olduklarını iddia etmiyor. Kim kusursuz bana söyleyin? Kimin hatası yok? Eğer insanlar hataları yüzünden bazı sıfatlarla karşı karşıya kalacaksa herkes önce kendi hatalarına baksın, yoksa biri çıkar size bir gün çok daha ağır bir laf söyler, altından kalkamazsınız.

Ben yıllarca bu grupta insanlarla Fenerbahçe'nin peşinden koştum. Sabahlara kadar uyumadığımız, 20 saatlik deplasman yolculuklarımız oldu. Bunların hiçbirisini serserilik için yapmadık. Evet, çok yanlışlar, F.Bahçeli'ye yakışmayacak tavır sergileyenler de oldu GFB içerisinde, ama sen kimsin ki bu İNSANLARA serseri deme hakkını kendinde buluyorsun?

Sen kimsin ve necisin? İşin ilginci GFB'yi "Aziz Yıldırım" diye tezahurat yapmadı diye suçlayanlar yine aynı Aziz Yıldırım'ın "dangalak" dediği Lube Ayar'ı da savunuyor. Bence siz önce kimi savunacağınızı öğrenin.

Benim önceliğim her zaman Fenerbahçe'dir. Ama bu Lube Ayar sıfatsızının yaptığı Fenerbahçeli olmaktan öte bir mevzu oldu. Geçtim F.Bahçeli olmayı, hiçbir insanın bir başka insana "serseri" demeye hakkı yoktur.

Dilediği özürü de kendisine iade ediyorum. Sürecin en başından beri karşıydım bu kadına, şimdi bin kat daha da karşıyım. Ve sırf bu kadın yüzünden bana laf edecek biri varsa benimle selamı sabahı kessin. Sakın bana gelip bu kadını korumayın.

"DANGALAK DANGALAK KONUŞUYOR" (Aziz Yıldırım'dan alıntıdır...)

Pazartesi, Aralık 26, 2011

Göster kendini Bolvadinli!

Daha resmi olarak açıklanmasa da zaten çok önceden Fenerbahçe ve Eskişehirspor'un anlaştığı biliniyordu Alper Potuk için... Şimdi iş sadece imzaya kaldı.

İlk kez 2008-09 sezonunda Eskişehirspor formasıyla Süper Lig'de top oynayan Alper Potuk o zamanlar 17 yaşındaydı. O sezon sadece 1 lig maçına çıkan Alper, bu sayıyı bir sonraki sezon 16 maça çıkardı. Savunma özelliğinden çok pas trafiğinde Eskişehirspor'un en önemli ismi diyebiliriz. Takım atağa çıkarken ki hızı Aykut Kocaman'ın en çok tercih ettiği yönü olduğunu düşünüyorum. Çünkü Kocaman'ın sürekli söylediği şey atağa daha hızlı çıkabilmek! Emre ile bunu yapabiliyorduk ama Cristian ve Selçuk'la asla başaramıyorduk. Topu ayağında ezmiyor. Bu özellikleri sayınca Selçuk Şahin aklınıza geldi biliyorum. Kısacası Selçuk'tan yıllardır yapmasını beklediğimiz ama bir türlü yapamadığı her özellik bu çocukta var.

Alper asıl çıkışını geçen sezon Süper Lig'de 24 maçta forma giyerek yaptı aslında. 2010-11 sezonunda 3 asist yapan Alper'in 533 de isabetli pası var. Bu yıla gelecek olursak ligin ilk yarısında oynanan 17 maçta da ilk 11'de forma giydi ve 1 gol, 1 de asist yaptı. Daha şimdiden bu sezon yaptığı 440 isabetli pas oranıyla her geçen sezon kendisini ne kadar geliştirdiğini söyleyebiliriz.

Appiah gittiğinden beri ön libero sıkıntısı yaşadığımız aşikar. Emre gelince o sorunu aştık ancak bu sefer Emre'nin yanına partner bulamadık. Cristian ilk geldiği sene beklenilenin tam aksine bir performans sergiledi. Bu sezon başına çıkış yakaladı ancak sürekliliğini sağlayamadı. Selçuk Şahin Konfederasyon Kupası'ndan sonra sakatlanmasının ardından bir daha düzelmemek üzere ayrıldı zaten. Bir daha futbol oynayamayabilir denilen adamın elinden de bu kadar geliyor, ona da hak vermek lazım!

Şimdi Alper'in gelişi ön libero mevkiisindeki ölü toprağını üzerimizden atmamıza yardımcı olacak. Daha 20 yaşında ve her geçen gün üzeirne katan bir futbolcu görünümünde. İstanbul onu nasıl etkiler, değişir mi bunu zaman gösterir.

5 milyon euro belki Haziran 2012'de sözleşmesi bitecek bir futbolcu için çok gözükebilir, ancak şöyle geçmişe bir göz atıyorum da böylesine parlayan bir çocuğa çok değil be...

Emre Belözoğlu'nu idolü olarak görmesi ve onunla beraber oynayacak olması da ayrı bir avantaj... Hadi bakalım Bolvadinli, göster kendini...

Cumartesi, Aralık 24, 2011

Rıdvan Dilmen G.Saraylı'ymış


O her fırsatta Rıdvan Dilmen'in G.Saray'a gitmek istiyorum açıklamasını kullanan bazı mahlukatlar var ya, alsınlar şimdi bu Fatih Terim'in demeciyle ilgili de konuşsunlar... Hadi evladım...